18. İzmir Avrupa Caz Festivali Özel: Polonya`nın dünya caz sahnesine armağan ettiği olağandışı seslerden Urszula Dudziak yalnızca sesiyle değil, birlikte sahne aldığı caz devleri ve bir çok ödülle birlikte kadın solistleri en seçkin isimlerinden biridir. İzmir konseri öncesinde İzmir Cazkolik`ten arkadaşlarımızla bir araya gelen Dudziak müziğini ve kendini anlattı...

<span style="color: rgb(183, 33, 38);">18. İzmir Avrupa Caz Festivali Özel:</span> Polonya`nın dünya caz sahnesine armağan ettiği olağandışı seslerden Urszula Dudziak yalnızca sesiyle değil, birlikte sahne aldığı caz devleri ve bir çok ödülle birlikte kadın solistleri en seçkin isimlerinden biridir. İzmir konseri öncesinde İzmir Cazkolik`ten arkadaşlarımızla bir araya gelen Dudziak müziğini ve kendini anlattı...

Dinlediğiniz müzik Urszula Dudziak Superband`ın 2009 yılında kaydettiği çift CD`li "Live at Jazz Cafe" isimli albümünden alınma "Papaya" isimli parçasıdır.


Dünyaca ünlü Polonyalı caz kemancısı Michail Urbaniak`ın karısı olarak geçmişte ilk ün basamaklarına adımını atmışsa da Urszula Dudziak bugün sahip olduğu saygınlığı 4,5 oktavlık olağanüstü sesine, yeteneğine ve yaratıcı disiplinine borçlu muhteşem bir caz divasıdır. 1979 yılında Los Angeles Times`ın "Yılın Jazz şarkıcısı" seçtiği Dudziak, ertesi yıllarda ünlü caz bestecisi, müzisyen Gil Evans ile birlikte çalıştı. Evans ile "Live at Umbria Jazz 1987" konseri kaydedilip albüm olarak yayınlandı. Büyük pop ve rock starı Sting ile beraber stüdyoya giren Dudziak aynı yıllarda cazın efsane isimleri Archie Shepp, Lester Bowie, Bobby McFerrin gibi isimlerin vokalistliğini yaptı. Doksanların hemen başında Vocal Summit Group olarak bir araya gelen Jay Clayton, Jeanne Lee, Bobby McFerrin, Norma Winstone gibi önemli solistlerle birlikte söyledi.

Ellili yılların sonunda radyodan Ella Fitzgerald`ın kayıtlarını dinleyerek büyülenen Dudziak altmışların başında sonradan evlendiği Michal Urbaniak ile tanıştı ve elektrik caz grubunda bir süre yer aldı. Sonradan başta New York ve Kuzey Avrupa ülkeleri olmak üzere dünya caz şehirlerinde düzenli konserlere, festivalleri katılan Dudziak cazın yanında Polonya halk müziği motifleri ve Polonyalı klasik bestecilerin eserleriyle yakından ilgilenmiş, seslendirmeleri arasında bu müzikleri de farklı düzenelemelerle beraber katmış, kendi söyleme tekniğine özgü "wordless" vokal tekniğiyle bir benzerine rastlanması zor söyleme tekniğini geliştirmiştir.

18. İzmir Avrupa Caz Festivali`nin sahnesinde ağırladığı büyük diva ile İzmir ekibinden arkadaşlarımız Ceren Erdur ve Yasemin Seymenoğlu İzmir`in erken gelen bahar havasını yaşadığı 12 Mart Cumartesi günü bir araya geldiler. Dudziak`ın ekibi henüz provalarını sürdürürken insanın içini ısıtan müziğin coşkusunun eşliğinde kuliste buluşup müzikten, hayatından, İzmir`den, sevdiği insanlardan ve Polonya`dan konuştular.

Urszula Dudziak: "Chopin bence bir cazcıydı. Eğer yaşıyor olsaydı onu New York Blue Note`a götürür, caz dinletir, izleyicileri gösterirdim, o da "evet, işte benim yerim burası" derdi..."

Cazkolik: Merhaba, İzmir’e hoş geldiniz, yanlış hatırlamıyorsam ülkemize daha önce de bir kez gelmiştiniz?

Urszula Dudziak: Evet, uzun yıllar önce İstanbul’da bir kez bulunmuştum.

Cazkolik: Konser için?

Urszula Dudziak: Caz festivaline gelmiştim. Gerçekten çok uzun zaman oldu ve tekrar gelmeyi dört gözle bekliyordum ama İzmir’e ilk gelişim.

Cazkolik: Peki, nasıl buldunuz şehrimizi?

Urszula Dudziak: Harika bir şehir. Birkaç gün önce buraya geldiğimizde hava yüzünden biraz hayal kırıklığına uğradık, çok soğuktu ama bugün düzeldi ve böylece bu güzel şehri görme fırsatı bulduk; deniz kıyısını, limanı gezdik, mağazalara uğradık. Herkes bizi bir şeyler satın almaya ikna etmeye çalıştı.

Cazkolik: Sizi sıkıntıya sokmadılar umarım...

Urszula Dudziak: Kesinlikle hayır, güler yüzlü ve mutlu görünüyorlardı. Şehrin tarihi kısmına gittik, fotoğraf çektik, folklorik öğeler gördük, şehrin bu kısmı (Güzelyalı) gibi değildi, bizim kaldığımız otel (Pasaport’ta kaldıkları yeni ve lüks oteli kast ederek) ve bu gibi modern binalar her yerde var ama o çarşı Türkiye’ye özgü, Türkiye’deki günlük hayata dair bir yer.

Cazkolik: Kemeraltı’ndan bahsediyorsunuz sanırım?

Urszula Dudziak: Evet, evet, oraya bayıldım. Çok hareketli, çok renkli, gerçekten özel bir şey var orada. Bir sürü insan ve satacak milyonlarca şey, harikaydı.

Cazkolik: Elliye yakın albümünüz var ve bunların çoğu en çok satan plaklar arasında yer alıyor. bu hiç kolay bir şey deği ve bunun sırrını öğrenmek isteriz sizden...

Urszula Dudziak: Müzik benim tutkum. Her zaman şarkı söylemek istedim. 4 yaşından beri şarkı söylüyorum, çünkü söylemeyi çok seviyorum. İnsanlar bu tutkuyu benim sesimde duyuyorlar. Bana ve tutkuma inanıyorlar, ben de kendime inanıyorum. Bu bir sanatçı için çok önemli, yani kendinize inanmak. Pek çok büyük müzisyenle birlikte çalıştım. 30 yıl New York’ta yaşadım ve büyük sanatçılarla tanışma fırsatı buldum. Bunun için çok şanslıyım. Amerika’ya eski kocam Michal Urbaniak ile 1973’te gittim. Amerika müzik piyasasında kendimizi sanatçı olarak kabul ettirmemiz çok zordu ama bir şekilde bunu başardık, çünkü tutkuluyduk.

Cazkolik: Sizdeki bu ses ve yetenekle olmaması mümkün değildi... Peki, Polonya halk müziğiyle bağınızı biliyoruz, bu özel bağınız müziğinizde nasıl bir etki yarattı, sizi nasıl etkiledi?

Urszula Dudziak: Bir müzisyen olarak Polonya müziğini, folklörünü ve Polonya klasik müziğini çok seviyorum, özellikle Frédéric Chopin’i çok seviyorum. Bence o bir cazcıydı (jazzman). Eğer yaşıyor olsaydı onu New York’taki Blue Note’a götürür ve caz dinletirdim, dinleyicileri gösterirdim. O da “Evet işte burası benim yerim” derdi çünkü onun nasıl bestelediğini biliyoruz ama nasıl çaldığını bilmiyoruz. Onun bestelerinden, ses uyumundan ve melodilerinden anladığım kadarıyla müziği caz standartlarına çok yatkın. Pek çok caz müzisyeni ondan ilham alıyor. Bu gece de göreceğiniz gibi ben hem Polonya halk müziğinden hem de Frédéric Chopin’in bestelerinden uyarlamalar söyleyeceğim.

Cazkolik: Tarzınızı nasıl isimlendiriyorsunuz?

Urszula Dudziak: Sanırım tarzım “çağdaş fusion” (contemporary fusion). Çünkü bir çok tarzı ve farklı kombinasyonları kaynaştırıyorum. Evet, müziğime “sözsüz vokalli çağdaş fusion” diyebilirim. Çünkü bildiğiniz üzere scat tekniğini kullanıyorum.

Cazkolik: Sizi böylesine özel yapan tekniğiniz tüm dünyada büyük saygı ve ilgi görüyor, peki o halde biz de bu akşam böyle şeyler mi dinleyeceğiz?

Urszula Dudziak: Şimdiye kadar çıkmış albümlerimdeki şarkılardan bir seçki sunucağız. Çok yetenekli piyanistimizin kendi besteleri var, Chopin, Polonya halk şarkılarından örnekler var, caz baladları ve funky tarzında da parçalar olacak, tipik bir fusion diyebilirim.

Cazkolik: Caz dışında müzikler dinler misiniz?

Urszula Dudziak: İki kızım var, biri profesyonel şarkıcı, şu anda ikinci albümünü kaydediyor. Bu nedenle ben de onlarla birlikte gelişiyorum. Missy Elliott, Lauryn Hill, Suzanne Vega, Erykah Badu dinliyorum, kısaca hiphop ve soul tarzı, Radiohead, Björk, Frank Sinatra, Ella Fitzgerald, Billie Holiday, Duke Ellington Big Band...

Cazkolik: “Genel olarak müziği seviyorsunuz” demek yanlış olmaz sanırım, çok geniş bir müzik aralığından bahsettiniz çünkü.

Urszula Dudziak: Evet epey geniş bir aralık… Ayrıca klasik müzik dalında inanılmaz iki vokal olan Cecila Bartoli ve Kathleen Battle’ı da çok severim. Bu arada Cassandra Wilson ve Bobby McFerrin’i de unutmamak gerekir. Kulaklarım epey büyük anlaşılan...

Cazkolik: McFerrin ile birlikte söylediniz de zaten. Ailenizde hiç müzisyen var mıydı peki?

Urszula Dudziak: Annem ve babam müziği çok severlerdi. Annem amatör olarak piyano çalardı, babam da gitar… Evde her zaman müzik olurdu. Annem, bir evde mutlaka bir piyano ve kütüphane bulunması gerektiğini söylerdi.

Cazkolik: Aile orkestra gibiymişsiniz; anneniz babanız çalıyor, siz de söylüyorsunuz…

Urszula Dudziak: Evet aynen öyle, erkek kardeşim de davul çalıyor. Kız kardeşim şu an İsveç’te ve o da şarkı söylüyor. Kısaca hepsi müziği çok seviyorlar.

Son olarak söylemek istediği şeyleri kendi tercihine bıraktık ve büyük diva Urszula Dudziak şöyle cevap verdi: "Bu geceyi gerçekten dört gözle bekliyorum. Bu benim için “kör randevu” (blind date) bir buluşma gibi. Ben gidiyorum ve kimin geleceğini bilmiyorum. Onun yakışıklı bir erkek olduğunu hayal ediyorum, yani seyircinin… Onları etkilemek istiyorum, çünkü beni sevmelerini istiyorum. Bu yüzden de elimden gelenin en iyisini yapacağım, kendi dünyamı tanıtmak ve onları mutlu etmek için en iyi şekilde söyleyeceğim.

* * * * *

Müzisyenler yerlerini aldı, Dudziak’ın sesi, sıcaklığı salona yayıldı. Her şarkının arasında mola verip sıradaki şarkısı hakkında kısa bilgiler veren, kendi hayatından çeşitli anıları dinleyiciyle paylaşan sanatçı seyirciyi etkilemeyi, mutlu etmeyi ve kendini sevdirmeyi başardı. Bu buluşmamızdan biz çok mutlu ayrıldık, eminiz kendisi için de öyle olmuştur.

Söyleşi: Ceren Erdur [email protected] ve Yasemin Seymenoğlu [email protected]

Fotoğraflar: Yasemin Seymenoğlu

Cazkolik.com / 18 Mart 2011, Cuma

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.