Tatil PUL`ları...

Tatil PUL`ları...

Yılın sürprizi

Piramitte yeni bir oda bulundu

Tam haberde dediği gibi; ölümünden 50 yıl sonra bile John Coltrane hâlâ sürprizlerle dolu. Bana haberi ilk veren sevgili Sevin Okyay oldu, The Guardian`ın haberini göndermiş; "Piramitte yeni bir oda bulundu" diyordu. Güzel başlık. Coltrane`in ünlü kayıtçı Van Gelder`ın stüdyosunda yapılan kayıtta piyanist McCoy Tyner, basta Jimmy Garrison ve davulda Elvin Jones varmış. Şimdi hayattaki tek isim Tyner, acaba o kaydı hatırlıyor mudur? 6 mart 1963`de yapılan bir günlük bir kayıt bu ve anladığım kaydın en önemli özelliği daha önce hiç dinlenmemiş olması. Caz kayıtları tarihi bir nevi aldatmacalarla doludur, hiç bilinmeyen bir kayıt bulundu denildiği zaman gaipten bir kayıt bulundu sanırsınız, gerçek çoğu zaman öyle değildir. Birileri mutlaka arşivlerde olduğunu bilir, orda burda saklandığı biliniyordur ama elden geçmemiştir, önemsenmemiştir vs. New York Times yazarı ve Coltrane hakkında yazdığı kitapla tanınan Ben Ratliff 63 tarihli kaydın sanatçının spiritual & free jazz dönemi eşiğinde olması nedeniyle kaydı önemli buluyor ama kaydın özel bir büyük tasarım, bilinmeyen bir konsept vs içermediğinin altını çiziyor. Garip bir blues çalıyor diyor. Müzikler yayınlandı, dinlemeyen ilk fırsatta kulak versin. Ben de henüz dinlemedim ama bulduğum ilk sakin anda sesi iyice açacağım.


Caz tarihinin bir parçası daha eksildi

Caz müzisyenlerinin mabedi

Lorraine Gordon adı kime ne ifade eder bilmiyorum ama caz tarihinin sembol isimlerinden biriydi, -di diyorum zira geçtiğimiz hafta 95 yaşında hayata veda ettiği duyuruldu. Vefatını Sonny Rollins`in twitinden okudum. Roy Hargrove, Gordon için şöyle diyordu; "O mekânı ayakta tuttuğu için tanrı onu korusun. İnsanın moralini düzeltiyor ama orada ilk kez çaldığım zaman ne yalan söyleyeyim ondan çok korkuyordum". Klübün kuran kocası Max Gordon`du ama her dakikaları klüpte geçiyordu. 1989`da kocası ölünce Lorraine yönetmeyi sürdürdü, epeydir kızı Deborah yönetiyormuş. Kulübün dolayısıyla kendi hayat hikayesini anlattığı gazeteci Barry Singer`a şöyle demiş; "Vanguard’ın merdivenlerinden aşağı inmek adeta birinin bağrına gitmek gibi. Orada her şey bir biri üstüne eklene eklene ilerledi. Village Vanguard’ı bu hale kimse getirmedi. Tıpkı caz gibi kendi kendine büyüyüp gelişti.” Hani bazı şeyler içiçe geçer ya, hangisi daha önce gelir anlamazsın, cazla Village Vanguard`ın hikayesi de böyle. Efsane klübün kurucusu kalmadı ama eminim orası hep yaşayacak. Kağıt üzerinde sahibi kalmasa dahi caz müzisyenleri elini tutacaktır, çünkü, Village Vanguard olmadan caz olmaz".


Göçmen sorununun batı sanatına etkisi

Aylan bebek kırılma yarattı

2010 sonrası batı sanatını takip edenler göçmen sorununun sanatı nasıl derinden etkilediğini farketmiştir. Özellikle müzikte sekiz yıldır birçok büyük isim bu konuya değinen bestelere imza attı. Başta Leonard Cohen`i saymalı. Sağlığında yayınladığı son albümü "You Want it Darker"ın sözlerine kulak verin nelerden söz ettiğini anlarsınız. Farkettiniz mi bilmiyorum ama bu yaz 25. İstanbul Caz Festivali`nde izleyeceğimiz iki önemli sanatçı; Robert Plant ve Benjamin Clementine da bu konuya kendi bakış açılarından değinen isimler. Özellikle Aylan Bebe sonrası bu hassasiyet çok daha arttı. Timsah gözyaşları döküyorlar da diyebilirsiniz, samimi olduklarını da düşünebilirsiniz ama sanata olan yansıması dikkat çekici. Peki, bu durumda bir başka soru öne çıkıyor. Bu sorunu en can yakıcı şekilde yaşayan ülkemizin son dönem sanatında, bestelerde, televizyon dizilerinde, resimlerde, romanlarda, sahne işlerinde göçün insani etkilerine değinen kaç iş gördünüz?


Efsaneden yaz albümü

7 yıl sonra ilk albüm

Vokal efsanesi Michael Franks`in 45. yılını yeni albümle kutladığı haberi müziksevere iyi gelecek, hatta, bu yaz tatilde hangi albümü dinleyeceğiniz belli oldu diyebilirim. 8 haziranda çıkışı duyurulan "The Music in my Head" ünlü sanatçının 8 yıl sonra yaptığı ilk kayıt önemli bir dönüm noktası, bu sebeple, albüme Gil Goldstein, Bob Mintzer, Chuck Loeb gibi önemli isimler konuk olmuş. 1975`den beri albüm yayınlayan Franks iki nesli etkilemiş bir sanatçı olarak dinleyicilerin `bıkkın tonlu smooth bossa` dediği müzikler üretse de esasen tarzında poptan caza, folktan blues`a çok sayıda etki bulmak mümkün. Ama Franks`in müziğinde etki aramanıza gerek yok onun gücü emsalsiz sesinde. Ben albümü dinledim ve arabayla uzun yolda nasıl iyi geleceğini biliyorum, size de tavsiyem, ege yollarında müziğe dilediğiniz kadar abanabilirsiniz, kesinlikle ihtiyacınız olan duyguyu verecektir.


Yaz tatilinde ritme eşlik eden kafalar

Yaz ve caz albümleri

Bu hafta bayram tatiliyle birlikte yaz tatili de başlıyor. Okullar kapandı sanırım, önümüzde sadece seçim var, ona da az kaldı, sonra uzuuun bir yaz tatilcileri bekliyor. Michael Franks`in albümünden sonra bu hafta biraz hafif geçsin, nasılsa okur da az olur biraz tatil albümleri önereyim dedim. İlk önerim Michael Franks oldu. İkinci önerim kafamızı bir o yana bir bu yana sallarken sorunlardan bir miktar uzaklaşacağımız soul smooth caz altocusu Michael Lington`un "Silver Lining" olsun. Bunların hepsi yeni albümler tabii, söylememe gerek yok. Bu albümlerin hepsinin çıkmak için yaz başını beklemesi gayet normal. Bütün kuzey yarım küre bekliyor, bu adamlar beklemiş çok mu. Bir diğer albüm de ünlü Dave Koz`un iki senedir arkadaşlarıyla çıkardığı yaz albümünün ikincisinin yakında çıkacak olması. Bence onu da takip edin, renkli bir kadro var, eğlenceli müzik çıkacağı kesin.


Tatil haftasında şezlong esintileri

Gençler zımba gibi

Haftalık `hafif` öneriler arasında üç teklifim daha var. Latin olmadan olmaz. Perküsyon efsanesi Pete Escovedo "Back to the Bay" albümünü çıkardı. Kıpır kıpır bir albüm ve ek olarak birçok ünlü isim de albümü süslüyor. Son dönemin moda tabiriyle `sıkıntı yok` keyfini çıkarın. Bir latin önerim daha var; seksi latin altocu Jessy J. ünlü caz klübü Joshi`deki performansını nisan sonu çıkardı. Latin hitlerin renkli geçiş yaptığı bu albümü de yaz listesi arasına ekleyin. Jessy J. yaz olur yaz albümü yapar, kış olur Christmas albümü yapar, bahar olur aşk albümü yapar… hepsini yapıyor, güzel de yapıyor. Bu PUL`luk son önerim usta soul`cu kategorisinden Dave McMurray`den. O da yeni albümleyenlerden. "Music is my Life" derken doğru söylediğine kefilim. yıllarını bu işe verdi.B.B. King`den The Rollings Stones`a çalmadığı yok. Soul funk tarzı dinlemesi güzel, açık ve temiz çalım, yormayan fikirler… daha ne olsun. Bence bu üçlemeyi sabah şezlonga kurulduğunuzda öğlene kadar tamamlarsınız.


Vokalsiz tatil mi olur?

Fırtınalı kariyer başlangıcı

Hafifletilmiş tatil haftasında madem köşenin yarısında tatil önerilerimi öne çıkardım son olarak yeni tatillik vokal önerilemi de yapıyım olmuşken tam olsun. Yılın parlayan genç seslerinden Jazzmeia Horn`u dinlemediyseniz kaçımşıssınız. Benim çok beğendiğim bir ses Horn ve geçen sene "A Social Call" albümüyle Grammy adayı olmuştu. Ödülü alamadı galiba ama caz gazetecileri ödülünü evine götürdü. Ödülü hakediyor. Dinlemek için bu tatil tam sırası. Bir diğer önerim Shirley Crabbe. Benim de az tanıdığım bir ses ama "Bridges" isimli yeni albümünü sevdim sayılır, eşlik eden isimler de iyi, denemekte fayda var. Allan Harris`in yeni albümünü yazmış mışdım? Besteci ve şarkıcı Eddie Jefferson repertuvarını "The Genius of Eddie Jefferson" adıyla elden geçirmiş ve ortaa lezzetli bir kayıt çıkmış tavsiye ederim. Eğer epey boş bir vaktiniz olursa K.Avett isimli şarkıcıyı da bir deneyin ama bu isme dair pek fikrim yok, sadece yazmış olayım.


Karton çadırlar

Güzel fikir

Yaz ve festival bir arada anılması güzel iki kelime. Özellikle pop ve rock festivallerinde çayır çimene yayılmak, gün boyu eğlence, hele bir de deniz kenarıysa daha da keyifli ve tabii gece konaklama işin zevkini daha artırıyor ama çadır işi hep derttir. Eskiden yanımızda koca çadırlar taşırdık. Sadece festivaller için değil otostoplu avare yaz tatilleri için de öyleydi ama artık her şey kolay ve çevre uyumlu. Hollandali bir şirket karton çadır fikriyle ödül kazanmış. Yanında taşımana gerek yok, hatta, organizasyonlar üreten firmayla ortak bu işi organize ediyor, toplayıp yüklenip götürmenize de gerek yok. Kullan at. İyi fikir değil mi? Eğer yağmur bastırırsa karton çadır kendi ağırlığının %400 kadarını emebiliyormuş. İşin bir diğer eğlenceli kısmı üzerine dilediğin resim, şekil şu, bu yapıp eğlenebilirsin. Şirket sadece satıp kenara çekilmiyor, organizasyonlarla ortak çalışıyor, geri dönüşümü sağlıyor. Bence bu fikir tutar.


Müziğini söyle kim olduğunu söyliyim

Bu işte pis koku var ama di mi?

Empati besleyen insanlar daha yumuşak, daha hafif müzikleri seviyormuş. Dünyayı kalıplar üzerinden sistematik analiz etmeye yatkınlarsa punk, heavy metal ve daha karmayık müziklerden hoşlanıyormuş. Çoğun insanın sevdiği müzik hakkında çok kısa sürede hüküm verdiğini biliyor muydunuz mesela. Hükmünü pek de değiştirmiyormuş. Bilim insanları bu hızın neden kaynaklandığını bulamamış. İlk intiba yeterli demek ki! Bu dediklerim 4 bin kişi üzerinde yaılan testlerin sonuçları, aslında yeni bir test deği, birkaç yıl önce yapılmış ama ben yeni okudum, yazıyım dedim. Denekler arasında sistem geliştirici eğilimli olanların heavy metal veya avantgart caza yatkın olduğu belirlenmiş. Deneklere dinletilip de tercihleri sorularla anlaşılan müzikler arasında Leonard Cohen`in "Hallelujah", Metallica"nın "Enter Sandman", Norah Jones`un "Come Away with Me" gibi şarkılar varmış ve daha ilginci Spotify, Apple Music gibi platformlar bu gibi analizler için büyük paralar harcamayı göze alıyormuş.


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 11 Haziran 2018, Pazartesi

Kaydet

Kaydet

Kaydet

 

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.