"Türkiye`de farkında olmadıklarımı Hollanda`da farketmeye başladım..." Leyla Diana, Sanem Kalfa ile konuştu.

"Türkiye`de farkında olmadıklarımı Hollanda`da farketmeye başladım..." Leyla Diana, Sanem Kalfa ile konuştu.

Sanem Kalfa ile yeni albümü "Nehir" üzerine...

Leyla Diana: Sevgili Sanem, uzun bir bekleyiş oldu, hem dinleyiciler hem de senin çalışmalarını tamamlaman adına... Daha önce, bir radyo programı öncesi yaptığımız sohbette -ki bu iki yıl önceydi sanıyorum, albümün temelleri atılmış gibiydi, ya da en azından hangi parçaların olacağı yavaştan belirleniyordu- albüm daha çok yeni ve haberini alır almaz bir şekilde dinlemeye koyuldum. 2014 sonunda elimize geçen son dakika golü gibi güzel bir final bana göre. Cazkolik olarak tebrik ederiz seni ve kişisel olarak da çok beğendimi belirtmek isterim. Nehir albümüne geçmeden önce kısaca kendinden bahsetmeni istesem ne dersin? Sanem Kalfa kimdir?

Sanem Kalfa: Şarkıcı, el işi yapar-kesip biçer, yemek yapmaya bayılır...

Leyla Diana: Peki, müzikle nasıl tanıştın?

Sanem Kalfa: Ortaokulda klasik gitar çalmaya başladım, gitar kursumun kapanmasıyla Türkçe eski pop, özgün müzik gibi müziklere yöneldim, çalıp söyledim :) lisede, Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi‘nde çello çalmaya başladım derken böyle gelişti olaylar.

Leyla Diana: Şu an bildiğim yıllardır Hollanda`da yaşıyorsun. Neden Hollanda? ve burasıyla, yani Türkiye ile ilişkilerini nasıl sürdürüyorsun?

Sanem Kalfa: Bir arkadaşım gitmişti, ona heveslendim :) sonradan araştırdığımda Avrupa’da gidebileceğim ülkeler arasında ingilizce eğitim veren sadece Hollanda vardı. Okulu da detaylı araştırınca güzel bir programı olduğunu düşünerek seçimimi yaptım. ilk başta amacım okula gitmek değildi aslında, sadece gidip görmekti. Fakat vize alamadığım için sınava girdim. Derken yedi sene geçti, hala Hollanda’dayım... Ailem Türkiye’de. Onlar sayesinde Türkiye’den de uzak değilim...

Leyla Diana: Çok ilginç, genellikle önce aileler gider sonra yanlarına çocuklarını alır senin durumunda tersi olmuş... Peki, 2010 yılında Montreux Jazz Festivali’nde en iyi vokal ödülünü kazandın. Bu olay senin için bir dönüm noktası oldu. Yarışmaya Türkiye‘den ilk kez bir sanatçı katılmıştı ve jüri başkanı Quincy Jones`tu. Onun önünde söylediği şarkıyla birincilik ödülünü kazandın. Bildiğim birlikte bir anınız var, anlatabilir misin?

Sanem Kalfa: Bana 5 cent vermişti şans getirsin bundan sonra diye.. Bir de Türkçe “Nasılsın” demişti :) Arif Mardin ile çok iyi dost olduklarını anlattı. Ertesi sene festivalde sahne arkadasında tekrar karşılaştık. Beni hatırlayıp hatırlamadığını sordum, ağzı dolu dolu “How can i forget you my dear” dedi. Ben de şaşırmıştım beni hemen hatırlamasına, pek bir hoşuma gitmişti. Tatlı bir insan, tanımak güzeldi, heyecanını görmek de çok güzeldi.

Leyla Diana: Bu yarışmayla ilgili, Quincy Jones gibi biriyle tanışmanın ötesinde kazanımların olmalı? Neler oldu?

Sanem Kalfa: Kariyerimin başında insanlara ulaşabilmemi bir kademe daha kolaylaştırdı belki. Ama hayatımı baştan sona değiştirmiş değil. Yine ne yapılacaksa kendim uğraştım, kendim yaptım.

Leyla Diana: Karadeniz insanı olmanın avantajlarını müziğine katıyorsun. Avantaj diyorum çünkü, birincisi Türkiye’nin her yerinin kendine has dokusu var ama Karadeniz kendini belirgin bir şekilde ortaya koyuyor. Müziklerimiz çok zengin bir kültüre sahip. Sen de bu türkülere farklı yorumlar getirerek batı ile doğuyu harmanlıyorsun. Karadenizin fırtınasını, hoyratlığını, hareketliliğini kimi parçalarına yansıtmışsın. Örneğin "Nehir" bunlardan biri. Kâh coşmuş kâh durulmuş... Türkülerimizi kullanma isteğini ve müziğimizdeki zenginliği biraz açar mısın?

Sanem Kalfa: Söylediğin gibi kültürümüz zengin, Türkiye’de yaşarken çok farkında değilmişim. Sonraları ilgilmi çekmeye başladı, ne güzel hikayeleri var türkülerin. Beni etkileyenleri söylemek, o hikayeleri kendimce uyarlayıp başkalarına anlatmak hoşuma gidiyor. Bunun yanında, (önceden) benim gibi bu güzelliklerin farkında olmayanların kulaklarını, gözlerini açtığımı görmek de beni mutlu ediyor. Orjinal bestelerdeki değişimler de kişiliğimi yansıtıyor diyebilirim, Karadenizli olmamın da payı büyük, sevincimi de üzüntümü de abartılı yaşarım. Çoğu Karadeniz’li karadenizin kişiliğine sahip sanki, ben de onlardan biriyim..

Leyla Diana: Evet, gelelim "Nehir" albümüne. Albümünü dinlediğimde, ince elenmiş sık dokunmuş bir albüm gördüm. Şöyle ki; hem dinlemesi kolay parçalar var, melodik yapısı ve müzikler gereği bizden olduğunu hissediyoruz ama, bir o kadar da detaylarda (sanki işçilik) incelikler var. Nasıl çıktı "Nehir" albümü? Neleri gözettin, nasıl olmasını istedin?

Sanem Kalfa: Çok güzel açıkladın, tam da olmasını istediğim gibi. Herkes söylesin, dillere takılan ufak melodiler kalsın akıllarda bunun yanında esprili de olsun.

Leyla Diana: Sesini enstrüman gibi kullandığın bazı parçalar var ve halk müziği formlarını çağdaş cazın sınırlarına taşımışsın. "I`m not here to sleep / but I`m trapped in my own dreams / like a bullet through my heart / storms are raging within me" gibi parçaların da sözlerini scat tekniğinde kullanmışsın.

Sanem Kalfa: Aslında bu parçayı ilk başta kontrpuan tekniğini kullanarak yazmıştım. Bas ile beraber söylediğimde özgürlüğümü kısıtladı gibi geldi, yavaş yavaş ufak değişiklikler yapmaya başladım, başka değişik hallere büründü ve en son halini aldı. İtiraf edeyim, albümde en çok söylerken zorlandığım şarkı, kendime komplo kurdum sanki diye düşünürdüm ilk başlarda. Neyse ki alıştık birbirimize sonunda.

Leyla Diana: Bir de önemlisi, albümdeki parçaların hikayeleri var mı? Parça seçimleri konusu da önemli tabii. Mesela. çok sevdiğim türkülerden "Çemberimde Gül Oya" yeni yorumuyla çok başarılı. Ancak diğer tarafta da Come Rain or Come Shine bir caz standardı ama o da farkı bir yapıyla karşımiza çıkmış. Ve tabii ki müzisyenlerden de bahsedelim, kimlerle çalıştın?

Sanem Kalfa: "Nehir" benim Hollanda maceram, heyecanlarım, mutluluklarım, amatörlüklerim, cengaverliklerim, emeklemeye başlayıp yürümeye devam etmemin hikayesi, aslında sadece benim değil George (Dumitriu), Kaja (Draksler), Kristijan (Krajncan) ve sonra da aramıza katılan ve ailenin en önemli parçalarından biri olan Mattia (Magatelli)’nin hikayesi. Özellikle belirtmek isterim ki bu albümde George Dumitriu’nun emekleri paha biçilmez. Yedi senedir kesintisiz birlikte çalıyoruz ve yedi sene içinde beraber bir sürü şarkı yazdık ve albümün yarısı da bu parçalardan oluşuyor.

Leyla Diana: Yabancı müzisyenlerin bizim müziğe yaklaşımı nasıl? Ritimlerde zorlanmalar oldu mu, ya da zorlandığınız noktalar oldu mu?

Sanem Kalfa: Hiç olmadı, yazdıklarımı, herkesin ne yapabileceğini düşünerek, o kişilerden neyin çıkabileceğini düşünerek yazdım.

Leyla Diana: Biraz da yaşadığın ülke/şehir ile İstanbul’un farklılıklarından söz edelim istersen. Artıları ve eksileri ile neler gözlemliyorsun?

Sanem Kalfa: İstanbul gezip gördüğüm şehirlerin en büyüleyicisi, en duygusalı, en acımasızı, en merhametlisi, en renklisi, en yalancısı, en doğrucusu, en mutlusu, en hüzünlüsü, vs. yani karma karışık. İstanbul rüya gibi ama burdan bakmak, arada gidip vakit geçirmek bana daha çok keyif veriyor şimdilik. Amsterdam (Hollanda)’da sağlam oturmuş bir sistem var ve bu hayatı müthiş kolaylaşıtran bir unsur. Sanırım ben de çok alıştım buradaki yaşama. Ayrıca Amsterdam gerçekten çok güzel bir şehir, yağmurlu iken bile güzel, diğer Hollanda şehirlerinden çok farklı. Bunun yanında Hollanda’nın en sevdiğim tarafı her tarz müziğin ciddi bir dinleyici kitlesi var. İstanbul’da da geliştiğini görebiliyorum bu da beni mutlu ediyor. Zevkleri, yaratıcılığı kalıplaştırmayı doğru bulmuyorum ve dinleyicinin değişikliklere açık olmasının hem müzisyen için hem de dinleyici için büyük bir avantaj olduğunu düşünüyorum.

Leyla Diana: Yeni projelerin ve turneler var mı? Türkiye ayağı var mı, ne zaman?

Sanem Kalfa: Her zaman var bir şeyler, önümüzdeki ay Hollanda’da yeni projenin (Duo+string quartet) provaları var. Mart ortasında İrlanda’da turnem oldu, İrlandalı bir grup ile. Türkiye’ye sık sık geliyorum zaten. 17 Şubat’ta Ozan Musluoğlu’nun “My Best Friends are Vocalist” albümünün lansmanında ben de bir şarkı söyledim, 18 Şubat’ta da George Dumitriu ile Cafe Mitanni’de duo konserimiz oldu.

Leyla Diana: Son olarak, kendini 10 yıl içerisinde nerede görüyorsun, neler hedefliyorsun?

Sanem Kalfa: Bana mutluluk getiren, iyi dostluklar kurduğum, güzel müzikler yaparak güzel insanlarla iletişim kurabileceğim bir kariyer hedefliyorum. Yola girdim, güzel güzel ilerleşin, vakit belirlemeden.

Leyla Diana: Cazkolik adına seni tekrar kutluyorum ve röportaj için teşekkür ediyorum.

Sanem Kalfa: Ben de teşekkür ederim!

Leyla Diana Gücük
@jazzcaffee
@jazzmuzikkadin

Cazkolik.com / 22 Mart 2015, Pazar

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.