Vokal caz poplaşırsa ne olur?

Vokal caz poplaşırsa ne olur?

Amerikanın saygın ödülü National Endowment Arts

Trump yeni bir tartışma mı başlatıyor?

Trump sonrası Amerika`da sular durulmuyor. Cuma günü (17 Mart) Grammy`leri düzenleyen organizasyonun CEO`su Neil Portnow tarafından bir duyuru yayınlandı. Duyuruda, müzik ve sevginin insanları biraraya getirdiği, Amerika`nın dünyaya en önemli ve etkili ihraç alanlarından birinin kültür ve eğlence endüstrisi ürünleri olduğu, Amerika`nın dört bir köşesindeki yaratıcı insanların bu amacı hizmete dönüştürmek için çalıştığı bilinirken Beyaz Saray`ın kısa adı NEA olan National Endowment for the Arts (Ulusal Sanat Teşvik Ödülleri)`ne sağlanan finansman desteğinin kaldırılmasını istemesi şaşkınlık ve endişeyle karşılanmıştır vurgusu yapıldı. Amerikan kültür endüstrisi bu etkinin yaratacağı tartışma ve kızgınlığı yakın dönemde ciddi biçimde tartışacaktır sanıyoruz, hatta başladı bile. CEO Portnow bu teşviğin yeniden sağlanması için kongreden destek talebini yeniden isteyeceklerini açıklamasının sonuna eklemeyi ihmal etmedi.


Kurucu babalar kuşağı kapanıyor

Chuck Berry 90 yaşında hayata veda etti

Caz, rock, pop henüz genç ve kurucu babaların bir kısmının hâlâ hayatta olduğu müzikler. En eskisi olan cazın geçmişi daha yüz yılı yeni aştı. İlk neslin en ünlü isimleri yirmi-otuz yıl öncesine kadar hayattaydı. Rock ve pop yaş olarak caza göre biraz daha genç bir müzik ve işte, rock`n roll`un kurucu babalarından Chuck Berry de doksan yaşında hayata veda etti. Ben elliyi geçtim onlar doksan olmasın mı? Müziği dinlemeye ilk başladığım zamanlar bu isimler bana çağlar ötesinin kahramanları gibi gelirdi, ben büyüdükçe baktım hepsi aslında babamın yaşıtı insanlarmış, yani baya bir yakın gelmeye başladılar. Evet, Chuck Berry de gidenler kervanına katıldı. Burası her hafta ölüm bültenine dönmesin ama anmadan da olmaz. Müziğini çok da sevdiğimi söyleyemeyeceğim Berry`nin ama şüphesiz rock`n roll`un babasıydı, tüm zamanların en önemli şarkı yazarlarındandı, unutulmaz elektrik gitar riflerinin mucitlerindendi. Beatles`dan Rolling Stones`a, Beach Boys`dan o dönem geri kalan kim varsa hepsinin başlıca ilham kaynağıydı, söylenen her övgüyü hak ediyordu. Taşlar sonsuzluğa yuvarlanmaya devam ediyor.


Her sabah dinlediğiniz belli bir şarkı olsa?

Sizin sabah şarkınız hangisi?

Henüz kaset dinlediğimiz yıllar, meşhur karışık kaset dönemi, bir okul arkadaşım kasetin bir yüzünü sadece tek bir şarkıyla doldurmuştu, baştan sona hep aynı şarkı çalıyordu. Tuhaf, saplantılı ve komik bulmuştum ama yıllar sonra çocuğa hak verdim. Hadi çocukluk, gençlikte olur da orta yaşta bu neyin nesi? Bir yıldır mümkünse her sabah mutlaka dinlediğim bir müzik var; Cole Porter bestesi "Begin the Beguine" ama Benny Goodman orkestrasından olacak, başkası olmaz! Kaset olsa bu kadar dinlemeye şimdiye çoktan bant sarmıştı, o kadar yani. Anlatmak istediğim "Begin the Beguine" ya da başka bir müzik değil, böyle bir müziğe ihtiyaç duyma hali. Dünü geride bırakmaktan yeni güne başlamaya, gün içinde alınan kararlardaki isabetlilik potansiyelini artıran konsantrasyonu sağlamaya ve daha çok gülümsemeye yatkın olmaya kadar insanı etkileyen kısacık bir an benim için o müziği dinlemek. Siz de deneyin, kendinize bir müzik seçin, her sabah dinlemekten bıkmayacağınız bir şarkı olsun ve sizde yarattığı olumlu tesiri gözleyin, eminim bana hak vereceksiniz!


Türkiye`de çenesi kuvvetli, sohbeti tatlı bir caz DJ`i var mı?

Kastettiğimiz anlamda yok ama olsa iyi olurdu!

Hani şu `Gooood morning Vietnaaammmm` diye bağıran cinsten bir DJ ama yok! Cevabı baştan söyliyim devamı gelsin. Çünkü ne bizde ne bildiğim Avrupa caz radyoculuğunda böyle bir gelenek yok ama Amerika`da var, orası zaten doğduğu yer, filmlere konu olacak kadar yaygın. Bizde radyo programcılığı ağırbaşlıdır, ağır abiliktir, ben de kendi radyo programımı öyle yapıyorum zaten, bu oturmuş bir tarz ama keşke olsaydı. Popta var, bu konuda geleneğimiz de var. Bana göre olması lazım. Caz dinleyen müziksever sayısını artıracağına eminim. Dinamik ve eğlenceli sunum, günlük sohbet arasına giren müzikler, cazın sadece kendi dünyasında konuşulan değil hayatın diğer konularına açılan yüzünü bize gösterirdi ama buna yer ayıracak bir radyo kanalı bulması zor, malum rating! Frekans yayını yapan radyo kanallarını kastediyorum, sabah ya da akşam iş çıkışı en az bir saat, hatta iki. Konserlere, yeni albümlere, günlük olan bitene dair notlar vs. ona buna değinmeler, tatlı laf atmalar derken ben hemen mesela iki müzik öneriyorum; biri Dr. John`dan "It Don`t Mean a Thing" diğeri de tersi bir şey olsun, mesela Rosemary Clooney`den "Hey Baby" hatta Rosemary Clooney ile notlarım hazır, George Clooey`nin teyzesi olmasıyla lafa başlar artık hayatta olmayan NTV`nin önde gelen ismi büyük bir cazsever Kenan Onuk`un en sevdiği şarkıcılardan bri olduğuna kadar uzar.


Vokal caz poplaştıkça hit şarkı arama hikayeleri de başlar artık

Vokal caz poplaşırsa?

"Kill Your Friends" filmini izlemiş miydiniz? Tarzının "Trainspotting" gibi kültü olmaya aday, belki oldu bile. Her yol başarıya çıkar, sanat manat hep hikaye, amaç başarı ve tabii para! Benim tezim şimdilik fantezi gelebilir ama Diane Reeves, Dee Dee Bridgewater gibi bin senelik divaların bile cazı daha pop hatta direkt pop söylediği, caz şarkıcısı diye tanıtılan genç şarkıcıların aslında pop söylediği günlerdeyiz, şimdiden karamsar bir yakın gelecek tahmini yaparsam eğer, caz vokali bu kadar poplaştıran divalar, bugün caz diye dinlediklerimizin çoğunun aslında pop olması filan işler büyürse yakında rekabetin getireceği yer olarak hit şarkı arama hikayeleri duymaya başlar mıyız, ne dersiniz? Yok artık, o kadar da değil diyenleri duyar gibiyim, evet, belki haklısınız, genelleme yapmak haksızlık ama birkaç seneye kalmaz bu notumu yeniden konuşmayız inşallah...


Sosyal medya bağımlılarını üzecek haber!

Yanyanayken ayrı dünyalardayız...

Sosyal medya bağımlılığı uyuşturucuyu geçti, önceleri sadece gençler arasında görülen bağımlılık artık tüm yaş gruplarını kapsıyor. Yeni bir araştırma sosyal medyada çok fazla vakit harcamanın yalnızlık duygusunu artırdığını gösteriyormuş. Aitlik hissini yakınlarımızdan, yani, ailemizden, hergün görüştüğümüz arkadaşlarımızdan koparıp belki de çok az tanıdığımız insanlarla kurulan yeni tip ilişkilere dönüştürmeye başlamışız. Araştırmanın baş yazarı Brian Primack`a göre sosyal medya ilişkisizliğin oluşturduğu sosyal boşluğu doldurmaya yönelik fırsatlar sunuyor gibi görünse de aslında insanların umdukları çözümün olmadığını anlamaları lazım. Özellikle, kendilerinden başka herkesin daha mutlu bir hayat yaşadığı algısı sanıldığından daha zarar verici duyguları tetiklemeye müsaitmiş. Hatırlarsınız, yakın bir zaman önce uzun bir elektrik kesintisi olmuştu, sosyal medyada şakayla karışık öyle geyikler döndü ki işin yaratıcı esprilere abanmış abartılı halinin bir kısmı bile gerçekse ürkütücü! Mesela, genç bir kız şöyle diyordu "evde annem ve babam vardı, meğer iyi insanlarmış", bir başkası ise "şu elektrikler bir an önce gelsin yoksa birbirimizi öldürmeye başlayabiliriz". Adını hatırlayamam ama bir çizgi film görmüştüm, insanların sadece önlerindeki ekranlara bakarak konuştukları, şişmanlamaktan genetik yapılarının bozulduğu bir gelecek tasviri yapıyordu. Oraya doğru mu gidiyoruz?

Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 20 Mart 2017, Pazartesi

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.