2010 yılının en iyi albümleri

2010 yılının en iyi albümleri

Yaklaşık son bir aydır başta Amerika olmak üzere caz basını yılın en iyi haberleriyle çalkalanıyor dersek inanın abartmış olmayız. Geleneksel olarak Kasım ayının ortalarında başladıkları yılın en iyileri tarzı kategorileri caz yazarları ve eleştirmenleri hem yılın genel anlamda perspektifini almak hem de açıkçası dergi ve internet sayfaları ve elbette okur açısından iyi bir malzeme sağlaması bakımından kendilerine atılmış gollük pas olarak değerlendirdikleri bilinen bir şey. Bizce de haksız sayılmazlar, her sektör yılın muhasebesini yapar, elbette caz dünyası da hızla geçen yılın toplu resmine bakmak isteyecektir. İşte bu anlamda size güzel bir örnek aktarıyoruz, National Public Radio’nun caz yazarı Shauna Morrison Machosky bizce dikkate değer bir derleme yapmış, hem bu albümlerin hepsini burada da biliyor olmamız açısından hem de kompakt bir derleme olması bakımından. Ama sadece bu yazı ile yetinmeyip bu konuda bir kaç değerlendirmeye daha Cazkolik’te yer vermeyi istiyoruz. Bu anlamda Machosky’nin 5 sıralaması bu yılın ilki olsun dedik, dedik ama aralara kendi notlarımızı da ekledik, yani tümüyle çevir-aktar bir iş olsun istemedik.

 

Cazkolik.com

 


 

Yılın dikkat çeken 5 müzisyeninden 5 albüm

 

NPR, Shauna Morrison Machosky - Bitmekte olan yılın sonunda şöyle bir geriye dönüp baktığımda, masamın üzerinden yüzlerce albümün gelip geçtiğini görebiliyorum. Şu açık ki bir çok şey halen aynı. Bu elbette kötü bir şey değil, çünkü caz onyıllara, hatta yüzyıla dayanan köklü ve derin müzikal geleneğe sahiptir. Örneğin, Miles Davis’in klasik albümü “Kind of Blue” albümü halen cazın en çok satan albümlerinden biri. Bu durum 2010 yılında da değişmedi.

 

Yıl içinde yayınlanan albümlerin tamamını hızla gözden geçirdiğimde çok sayıda albümün caz standartlarından oluşan kayıtlar olduğunu görebilirsiniz. Bu denenmiş ve güvenli şarkıları, parçaları bir çok müzisyen defalarca söyledi, kaydetti. Pop dünyasında ‘cover songs’ denilen olgu cazda standartları yeniden yorumlamak olarak algılanıyor. Caz standartları mükemmel olabilir ama eğer onları yeniden yaratım sürecine tabi tutar, enstrüman ve ses ayarlarındaki işçiliği ortalamanın üstünde gerçekleştirebilirseniz.

 

Bir caz müzisyeni elbette hem geleneklere ve caz standartlarına bağlı kalıp hem de onların biraz daha uzağında durarak yeni yorumlarla yeni şeyler üretebilir. İşte, aşağıda gördüğünüz bu beş albümü bu açıdan bakarak değerlendirebilesiniz diye sizin için seçtim.

 


 

PAT METHENY; “ORCHESTRION”



“Orchestrion”
un harika bir proje olma potansiyeli vardı, enstrümantasyon üzerine ölçeklendirilmiş bir yapı, ama işte o ‘sound’... O ‘sound’ ise mükemmelen dengeli ve karmakarışık! Pat Metheny günümüzün modern mucidi gibi düşünerek ‘Orchestrion’ ismini verdiği bir cihaz üretti. Ürettiği bu cihazı sahnede yer alan müzisyenlerin tümünün karşılığı olabilecek bir akustik makine olarak tasarladı, üstelik kontrol eden de tek bir kişi, yani kendisiydi! Elde ettiği sonuçlar gerçekten fantastikti. Albümün ilk parçasını yedi dakikalık bir balad olarak kaydetti, baladı bir makinayla kaydetmek!!! Bu şarkı bile tek başına Metheny’nin doğru zamanda doğru sesleri doğru tonlarla üretebilmek bakımından aslında ne denli titiz davrandığının kanıtıdır.


BRAD MEHLDAU; "HIGHWAY RIDER"



Kabul etmek gerekir ki yaylılarla birlikte kaydedilmiş bir çok müzik şurup tadında yumuşak ya da başka türlü söylersek sanki fon müziğidirler. Oysa, bunu Brad Mehldau’nun 2010 albümü "Highway Rider" için kesinlikle söyleyemeyiz. Tam tersine, Mehldau’nun çift CD olarak yayınlanan albümü caz beşlisi ile oda orkestrasını yakın tarihli anılarımızda eşsiz yer edinecek modern bir kayıt olarak buluşturmayı başarmıştır. "Highway Rider"da orkestra beşlinin arkasında hoş bir arka plan sağlaması için düşünülmemiş, besteler bunun için yapılmamıştır, tüm enstrümanlar birbiri içine entegre edilmiş besteler halindedir. Mehldau’nun müzikal vizyonu müzisyenlerin benzersiz virtüöz özellikleriyle birleşip bir de buna pop prodüktörü Jon Brion’ın alkışlanacak kadar başarılı prodüktörlüğü eklenince albüm yılın en başarılı projelerinden birine dönüşmüştür.


REZ ABBASI; "ACOUSTIC QUARTET, NATURAL SELECTION"



Rez Abbasi kariyeri boyunca jazz fusion çalan iyi bir elektrik gitarist olarak tanınmakla birlikte sık sık da Güney Asya müziklerinden ilham alınma caz konsepti içinde farklı müzik türleri arasında arayışlarda bulunmuş biridir. Oysa Abbasi yeni albümünde kendisi akustik gitarda, Bill Ware vibrafonda, Stephan Crump basta ve Eric McPherson’un davulda olduğu dörtlüsüyle sıradışı bir görüntü arzediyor. Bu albümde dörtlü, ’chamber’ caz olarak içinde bolca swing özellikler bulunan bir sound tutturmuşlar, üstelik vibrafon ile gitar arasındaki karşılıklı etkileşim de doğrusu mükemmel. "Natural Selection" Abbasi’nin kendi bestelerinin yanısıra Joe Henderson’ın "Punjab", Keith Jarrett’ın "Personal Mountains" ve ikibinli yıllarda ölen büyük üstad Nusred Fateh Ali Khan’ın eşsiz güzellikteki bestesi "Lament"de albümde yer alan parçalar arasında.


JAZZ AT LINCOLN CENTER ORCHESTRA; "PORTRAIT IN SEVEN SHADES"



Geçen sene yıl boyunca övgüleri toplayan ve sonunda bu övgülerle Grammy yolculuğuna çıkıp ödülü evine götüren Village Vanguard Jazz Orchestra’nın yerini bu yıl ünlü "Jazz at Lincoln Center" orkestrası almış görünüyor. Eğer New York’da iseniz ve canınız mükemmel sahne icrası olan kaliteli, iyi müzisyenlerden oluşmuş, harika bir caz dinlemek istiyorsa yolunuzu hemen bu orkestranın yer aldığı Lincoln Center’a düşüreceksiniz demektir. Kısaca JALCO olarak bilinen orkestra dinleyicisini her zaman ateşe atmaya hazır vaziyette sizi bekliyor, bundan emin olabilirsiniz. Oysa yayınladıkları albüm caz standartlarına verdikleri kısa bir aranın ürünü konumunda bir kayıt olmuş. 7 portrelik orkestral kayıt bir süit bütünlüğünde ilerliyor ve bölümlerin yani parçaların her biri bir ressamın ismiyle anılmış albümde. Yani, her biri bir diğeriyle ilintili yedi adet ’impressionistic’ beste karşımızdakiler. Kimler bu ünlü ressamlar derseniz eğer hepsi de 20. yüzyılın en önemli isimleri; Monet, Dali, Matisse, Picasso, Van Gogh, Chagall ve Pollock. Cesur bir konsept, dürst bir iş, güzel bir müzik, iyi bir başarı!


STACEY KENT; "RACONTE-MOI"



Geçtiğimiz haftalarda Salon’da konser veren ve kendisiyle yaptığımız söyleşiyi Cazkolik’te yayınladığımız Stacey Kent bir Amerikalı, peki neden bir Amerikalı İngiltere’ye yerleşir ve Fransızca bir albüm yapar? Shauna Morrison Machosky beş albüm seçkisinin en sonuncusunda böyle soruyor, biz ve Cazkolik okurları bu soruların cevabını biliyoruz, elbette yazarın kendisi de biliyor ama hayatı boyunca caz standartları ağırlıklı şarkılar söyleyen zarif ve berrak sesiyle cazın bu güzel kadınının hikayesinin kısa özetini yaptıktan sonra Fransızca albümün yapılmasının temel nedeninin yenilik üretmek olduğunu ekliyor. Gerçi, Kent’in bu albümle yeni bir nefes alma olanağı bulunduğunu söylemekle birlikte içinde saklı bir eleştiriyi de barındıyor mu pek emin olamadık ama en güzel beş albüm arasına almakta sakınca görmemesini de dürüst bir tavır olarak yorumluyoruz.

Cazkolik.com / 14 Aralık 2010, Salı

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X