Dan Berglund ve grubu Tonbruket`in son albümü

Dan Berglund ve grubu Tonbruket`in son albümü

İstanbul`un caz adına günden güne sürprizlerle dolu bir şehir haline geldiği şu günlerde gün geçmiyor ki caz dünyasından gelen bir son dakika haberi bizi şaşırtmasın. Alman plak şirketi ACT’den gelen bir dizi haberde bu beklenmedik güzel gelişmeler arasında değerlendirilebilir. 2011 yılının son günlerinde e.s.t’nin (Esbjörn Svensson Trio) eski üyelerinden Magnus Öström’ün "Thread of Life" ile Dan Berglund’un ise grubu Tonbruket’un "Dig it to the end" albümleriyle İsveç GRAMMY Ödülleri’ne aday olması şüphesiz bu sürprizler arasında sayılabilir. (Magnus Öström ve Dan Berglund’un Esbjörn Svensson hayattayken Winter in Venice albümüyle caz dalında bu ödülü grup olarak paylaştıklarını hatırlatmak yerinde olacaktır.) ACT cephesinde esas sürpriz ise e.s.t’nin 2008 yılında piyasa çıkan ve caz dünyasında çığır açan “Leucocyte” albümünün devamı niteliğinde olan yeni bir albümünde 30 Mart 2012 tarihinde Avrupa’daki müzik marketlerde yerini alacak olması. Grubun 2007’de gerçekleştirdikleri Avusturalya turnesi sırasında boş günlerinde Sydney’in ünlü 301 Stüdyoları’nda yaptıkları doğaçlamalarından doğan “Leucocyte” albümünün ardılı olan bu albüm “301” ismini taşıyor. Bu yeni albüm ile ilgili detayları bir sonraki yazının konusuna bırakarak şimdi birazda 11 Şubat Cumartesi akşamı altı ay aradan sonra ikinci kez İstanbul’da grubu Tonbruket ile Salon’a konuk olacak olan Dan Berglund’dan bahsetmek istiyorum.



Son birkaç yılda Avrupa müzik sahnesinden kulağımıza gelen müzikler arasında “özgün” tanımlamasının içini tıka basa dolduran nadir gruplardan biri de hiç şüphesiz Dan Berglund’un Tonbruket isimli dörtlüsü. Tamamı İsveçli müzisyenlerden oluşan topluluk bu sözcüğün müzikal anlamdaki sınırlarını genişletirken bir yandan da olabildiğince çok katmanlı bir müzikal manzara çiziyor. 2009 yılında kontrbas müzisyeni Dan Berglund tarafından kurulan topluluğun kadrosunda gitarda Johan Lindström (Per Texas Johansson), piyanoda Martin Hederos (Soundtrack Of Our Lives) ve davulda Andreas Werliin (Wildbirds & Peacedrums) yer alıyor.


Grubun esas adamı olan Dan Berglund e.s.t yıllarından aldığı yenilikçi mirası Tonbruket’da da sürdürüyor. Müzikal anlamda olabildiğince açık fikirlilikten yana olan Dan Berglund işitsel sınırların birbirine karıştığı bir coğrafyanın insanı ve topluluğu Tonbruket da kendi kulağı gibi tüm tınılara açık. Björk, Black Sabbath ya da Deep Purple gibi birbirinden oldukça farklı isimlerin dinleyicisi olan Dan Berglund kendisiyle gerçekleştirdiğim röportajda “yüreğime ulaşmayı başaran ve dürüst olabilen tüm müzikleri seviyorum” demiş ve şöyle eklemişti “Tonbruket müzikal anlamda olabildiğine açık fikirli olan bir grup. Onlarca farklı çeşit müzik dinliyoruz. Yeni bir parça için bir araya geldiğimizde sese, ritme ve armoniye dair birçok farklı deneme söz konusu oluyor.”


Topluluğun bu açık fikirliliğinin yansımalarını Dig It To The End isimli (ACT, 2011) son albümlerinde görmek son derece olası. Grubun gitaristi Johan Lindström’ün stüdyosunun yanısıra Stockholm´ün Atlantis Stüdyoları’nda kaydedilen albümde Hintli yazar Arundhati Roy´un ‘The God of Small Things’ (Küçük Şeylerin Tanrısı / Can Yayınları) isimli kitabından esinlenerek oluşturulmuş “Vinegar Heart” isimli bir parça yer alıyor. Albümün en ilginç parçalarından biri olan “Le Var”in ise ayrı bir hikayesi var. Fransa’nın parfüm diyarı Grasse yakınlarındaki bir bölgenin adı olan Le Var”in grup üyelerinin gözünde daha farklı bir okuması söz konusu. Geriye doğru okunduğunda Fransız besteci Ravel’in ismine bir gönderme yapan “Le Var” aslında Debussy ve Ravel’e bir saygı duruşu niteliğinde. Grup üyelerine göre Debussy ve Ravel caz müziğinde kullanılan akorlara müziklerinde yer veren ilk caz bestecileriydi.


Şimdiden 2 albümü geride bırakan ve bu yıl üçüncü albümleri için hazırlıklara başlayacak olan grubun müziğinin şekillenmesindeki en önemli katkılardan biri gitarist Johan Lindström’e ait. Kullandığı steel gitar ile grubun ses paletine bambaşka renkler kazandıran Johan Lindström kimi zaman David Gilmore’u akla getiriyor. Dan Berglund röportajda Johan Lindström’ün gruba dahil olma sürecini şu sözlerle anlatıyor: “Daha önce Johan ile Per Texas Johansson grubunda birlikte çalışmıştık. O dönemden sonra kendisiyle yeniden birlikte çalmayı hep istemişimdir. Esbjörn’ün ölümünden sonra e.s.t’de yaptığımızdan farklı olan yeni birşeyler yaratmak vardı aklımda ve bu yeni üretim sürecinden Johan’ında olması kaçınılmazdı.”

Caz, psychadelic rock, neo folk ve birbirinden farklı onlarca ses kolajını bir araya getiren albümün meraklı kulaklar için anlatacak olduğu onlarca farklı hikaye söz konusu. Akustik ve elektronik tınıların son derece özgün bir dışavurumunu gerçekleştiren Tonbruket’un müziğinde güçlü ve alabildiğine özgün bir grup soundu dikkat çekiyor. Eski e.s.t fanlarının yanısıra geçtiğimiz haftalarda yeniden İstanbul’u ziyaret eden Jaga Jazzist’in (21 Ocak 2012) müziğinden hoşlanan müzik dostları Tonbruket’un müziğinde çok şey bulabilir.


Sami Kısaoğlu
Müzikolog


Cazkolik.com / 07 Şubat 2012, Salı


BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Sami Kısaoğlu

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X