B.B. King: Pamuk tarlalarından tüm zamanların en iyi Blues gitaristliğine

B.B. King: Pamuk tarlalarından tüm zamanların en iyi Blues gitaristliğine

Merhaba Değerli Müzikseverler.

 

Bu yazımda Blues’un en büyük isimlerinden Amerikalı Blues gitaristi, şarkıcı ve söz yazarı B.B.King’e yer vereceğim. Rolling Stone dergisinin, Jimi Hendrix ve Duane Allman'dan sonra dünyanın gelmiş geçmiş en iyi üçüncü gitaristi ilan ettiği B.B. King için ne söylesek az ama yine de hayatı, kariyeri ve ilginç yönleri ile olabildiğince anlatmaya çalışacağım. Başlamadan, gelin meşhur müzik eleştirmeni Francis Davis 1995'de yayımlanan “Blues Tarihi” kitabında onun için ne demiş bakalım:

 

"Louis Armstrong nasıl bir zamanlar caz deyince akla gelen ilk isim ise B.B.King’de Blues ile en çok özdeşleştirilen isimdir. King'i dinlemek için Blues meraklısı olmanız da gerekmez".

 

 

 

Kilisede başlayıp radyo istasyonunda büyüyen kariyer

 

 

Asıl adı Riley B. King olan B.B. King, 16 Eylül 1925 tarihinde, Alfred King ve Nora Ella King çiftinin çocuğu olarak Itta Bena kasabası yakınında, etrafı pamuk tarlaları ile çevrili Berclair, Mississippi‘de dünyaya geldi. 4 yaşındayken annesi Nora babasını başka bir adam için terk ettiğinde Mississippi’de başka bir kasaba olan Kilmichael’de büyükannesi Elnora Farr tarafından büyütüldü. Çocukken her siyah yaşıtı gibi pamuk tarlalarında çalıştı. Gençliğinde Kilmichael'deki Elkhorn Baptist Kilisesi'ndeki Gospel korosunda şarkı söyledi. King, bir süre sonra müziği nedeniyle buradan Pentecostal Kilisesi’ne gönderildi. Bu kilise onun ilk kez bir Silvertone gitar ile tanışmasına yol açtı. Kilisenin rahibinin kullandığı bu gitar, o dönem ucuz olması ve ülke çapında yaygın Sears Mağazaları ile Sears kataloglarından kolaylıkla temin edilebilmesi sebebiyle sanatçılar tarafından tercih edilen popüler bir gitardı. Rahip King’e ilk üç akoru öğretti ve böylece ona kariyerinin ilk adımını bilmeyerek attırmış oldu. King 12 yaşında 15 dolarlık ilk gitarına sahip oldu.

 

B.B. King’e kariyerinin oluşması yolunda ikinci adımı attıran ise 21 Kasım 1941’de ilk yayına başlayan ve tamamen Delta Blues çalan “King Biscuit Time” isimli efsane radyo programı oldu. “King Biscuit Time” programı, Arkansas Helena'daki KFFA 1360 AM frekansından yayınlanan tarihteki en uzun soluklu radyo yayını olurken, yayına başladığı ilk günden itibaren programı fırsat buldukça dinleyen B.B. King’i ne kadar etkilediğini ve Blues gitaristi olmaya karar vermesindeki rolünü bilmiyordu. B.B. King artık önce kendi kendini yetiştirmiş bir Blues gitaristi, sonra da bir radyo sanatçısı olma yolunda kesin kararını vermişti.

 

1943 yılı onun için zor ve yoğun bir yıl oldu. Kiliseden ayrılıp bir süre traktör şoförü olarak çalışmak zorunda kaldı. Aynı zamanda da Inverness, Mississippi'deki Ünlü St. John's Gospel Singers korosu ile çeşitli bölge kiliselerinde gitar çaldı ve söyledi. Aynı zamanda, Greenwood, Mississippi’de WGRM 1240 AM frekansından yayın yapan Radyo İstasyonunda küçük programlar yapmaya başladı.

 

1946 yılında King, annesinin kuzeni Bukka’nın peşinden Tennessee’ye gitti. Bukka’nın yanında 10 ay kaldıktan sonra tekrar Mississippi’ye döndü. Bir süre sonra ise Arkansas’a gitmeye karar verdi ve yaklaşık iki yıl Arkansas’da kaldı. Burada Sonny Boy Williamson’ın KWEM Radyo şovlarına çıkmaya başladı. Burası onun ilk kez kendine ait bir dinleyici kitlesinin oluşmaya başladığı yer oldu. King performansıyla yavaş yavaş dikkatleri çekmeye başlamıştı. Bu küçük çıkışı ona Memphis'teki bazı kulüplerde para kazanabileceği birtakım küçük işler sağladı. Bir süre sonra ise Memphis Radyo İstasyonu WDIA'da sık sık yayınlanan onar dakikalık küçük spot programlar yapmaya başladı. Radyo spotları dinleyenler arasında popüler oldu ve program geliştirilerek “Sepia Swing Club” adını aldı.

 

 

 

Memphis Beale caddesi

 

 

Memphis ve Memphis’in Blues kulüpleri ile ünlü Beale Caddesi B.B. King’in hayatında çok önemli rol oynadı. Özellikle Beale Caddesi ona birçok şey kazandırdı. “B.B. King” lakabını işte bu dönemde yani Memphis’de WDIA Radyosunda şarkı söyleyip DJ’lik yaparken aldı. İlk zamanlar isim olarak, o dönemde Memphis’in Blues kulüp ve barları ile dolu olan Beale caddesinden esinlenerek “The Beale Street Blues Boy” yani “Beale Caddesi Blues’cu Çocuğu”, sonrasında ise “Blues Boy King” yani “Blues’cu Çocuk Kral” ve en sonunda da kısaca “B.B. King” ismini kullanmaya başladı. Memphis’in King’e kazandırdığı diğer önemli olay ise T-Bone Walker ile tanışması oldu. B.B. King T-Bone Walker’dan, gitar çalışından ve gitarından çok etkilendi. O kadar ki; “Onu ilk duyduğumda, onun gibi çalabilmek için onun gitarı gibi bir gitara sahip olmam gerektiğini anladım. Böyle bir gitara sahip olmak için çok daha iyi çalmam gerekiyordu” diyerek efsane gitarı Lucille’e sahip olma fikrini aklına yerleştirmiş oldu.

 

 

 

Lucille

 

1940’ların sonlarından 1950’lerin başlarına kadar Beale Caddesi’nin adeta bir parçası haline gelen B.B. King, o dönem Beale Caddesi müzisyenleri olarak bilinen Bobby Bland, Johhny Ace ve Earl Forest gibi sanatçı ve gruplarla çaldı. Bu performanslar onun Ike Turner ile tanışmasını sağladı. Ike Turner ile tanışmak onun Memphis’te yaşadığı bir başka önemli olaydı çünkü Ike Turner, Memphis’in önemli Plak şirketi Modern Records’ta adeta bir yetenek avcısı olarak bilinen Joe Bihari ile yakın arkadaştı. Turner onu B.B.King ile tanıştırarak, bir plak kaydetmesi için anlaşma yapmasını sağladı. Plak Modern Records’un Los Angeles’taki yan kuruluşu olan RPM Records etiketi ile çıkacaktı. Bu olay ile kariyerinde yeni bir dönem başlıyordu.

 

Bu anlaşmadan yola çıkarak RPM Records firmasında yapımcı olan Sam Phillips, B.B.King için Memphis’in iyi müzisyenlerini bir araya getirilerek bir turne ayarladı. King’in 1949 yılında kurduğu İlk grubu olan “B.B. King Review” adıyla yapılacak turnede kadro oldukça kalabalıktı. Müzisyenlerin çoğu King’in Beale Caddesinde birlikte çaldığı yerel Blues müzisyenlerinden oluşuyordu. Calvin Owens ve Kenneth Sands trompet çalacak, Lawrence Burdin alto saksafon, George Coleman tenor saksafon, Floyd Newman bariton saksafon, Millard Lee piyano, George Joyner bas, Earl Forest ve Ted Curry ise davulda yer alacaktı. Turne Washington D.C., Chicago, Los Angeles, Detroit-St.Louis ve Arkansas gibi şehirleri kapsıyordu. Aynı dönemde "3 O'Clock Blues" 45’lik olarak çıktı ve Bilboard dergisi “Rhythm and Blues” kategorisinde kısa sürede 1 numaraya yerleşti. Planlanan turne başarılı idi. Bu başarı B.B.King’i RB ve Blues müzik piyasasında adı hatırı sayılır bir konuma çıkartmıştı. Geliri biraz yükselmiş ve adı daha sık duyulur olmuştu. Bu onun için hayalini kurduğu yeni bir gitar demekti. RPM kayıtlarında Fender Esquire kullanan King nihayet yeni gitarına kavuştu. Bu bir Gibson idi ve bu gitar King’in en kıymetli hazinesi olacaktı. Hikayesini çok sonra verdiği bir röportajda anlatacaktı: Bir gün çaldığı bir kulüpte programına verdiği kısa arada dışarıya hava almaya çıkar, bu arada kulüpte kavga çıkar ve kavga kulüpte yangın çıkmasına sebep olur. Herkes canını kurtarıp dışarı çıkmaya çalışırken, King alevleri umursamayarak gitarını kurtarmak için hayatını tehlikeye atar ve yanan bara girip, en kıymetli hazinesi olan gitarını kurtarır. Ertesi gün, bardaki yangının kavgadan, kavganın da “Lucille” isimli bir kız için çıktığını öğrenir ve gitarına bu olaya sebep olan kızın adını verir.

 

Böylece ilk kez bir sanatçı kendisi için çok kıymetli olan gitarını ölümsüzleştirmiş oldu.

 

 

King’in gitarına verdiği isim epey sonra Gibson firmasını da harekete geçirdi. 1980'de Gibson, ES-355 serisi üzerinde stereo varyasyonlar ekleyerek, bazı özel ayar ve geliştirmeler ile, ki aslında bu özellikler o dönemde B.B. King tarafından hiç kullanılmadı, “B.B.King Lucille” modelini üretti. 2005 yılında yani King 80 yaşına bastığında, Gibson sanatçı için özel tasarladığı ve "80. Birthday Lucille" olarak adlandırdığı modelin ilk prototipi King'e doğum günü hediyesi olarak verdi ve “80 Gibson Lucille” olarak özel seri üretimine başladı.

 

 

 

İlk stüdyo albümü “Singin’ The Blues”

 

 

B.B. King’in ilk albümü kariyerinde önemli bir sıçramaya sebep olması açısından önemli. Sanatçı 1957 yılında çıkarttığı “Singin’ The Blues” albümüne kadar hiç stüdyo albümü çıkartmadı. Bu ilk albüm ise 1951 – 1956 yılları arasında RPM Records etiketi ile yaptığı şarkılardan oluşan bir derleme albüm idi.  Özellikle "Every Day I Have the Blues" ve daha önce liste başı olmuş “3 O'Clock Blues” gibi şarkılar albümü oldukça popüler hale getirdi. Albüm kısa zamanda listelerde üst sıralara yerleşti ve uzun süre yerini korudu. Bu ilk albümünün getirdiği başarı ve olumlu eleştiriler onun büyük bir Amerika turnesine çıkmasını sağladı. Bu büyük Amerika turnesinde bir yıl içerisinde tam 342 konser vererek döneminde kırılması zor bir rekora imza attı. Bu turne albüm satışını da olumlu yönde etkileyerek albümü sürekli hale getirdi. “Singin’ The Blues” albümü her dönem yeniden basılarak günümüze kadar geldi.

 

 

 

80 yıla sığan kariyer

 

 

B.B. King, yaşamı boyunca pek çok “ilk”e imza atarak 1950‘li yıllardan günümüze kadar Blues müziğin en önemli simalarından birisi olarak anıldı. 50’ye yakın stüdyo ve konser albümü çıkartan sanatçı, 2000 yılında Eric Clapton ile yaptığı, çok ses getiren “Riding With The King” albümüyle iki Multi-Platin Plak Ödülüne layık görüldü. “Please Love Me”, “When My Heart Beats like a Hammer”, “Whole Lotta Love”, “You Upset Me Baby” gibi müzik listelerinin üst sıralarında yer alan pek çok şarkı ile Blues dünyasının en büyük efsanesi olan King, 29 Mart 2006 tarihinde, 80 yaşındayken Hallam Arena‘dan başlayan veda turnesi ile aktif müzik kariyerini sona erdireceğini açıkladı. King, bu turne dışında, sadece hayır işleri için düzenlenen özel konserlerde sahne aldı.

 

 

 

B.B. King Blues kulüpleri

 

 

B.B. King Amerika’da adına kulüp açılan ilk müzisyen oldu. Fikir, 1991 yılında Beale caddesini geliştirme ile ilgili çeşitli projelerde yar alan emlak uzmanı John A.Elkington’dan çıktı. Elkington, Beale Caddesinde “B.B. King's Blues Club”ı açmak için sanatçıyı Memphis'e davet ederek uzun görüşmeler yaptı. Böylece King, ilk olarak 1991 yılında, Memphis’de açılan, 2009 yılında ise sayısı yediyi bulan “B.B. King’s Blues Club” adlı müzik kulüplerinin de işletmecisi oldu. Sırasıyla; 1994 yılında Los Angeles Universal Citywalk'ta ikinci kulüp açıldı. Haziran 2000’de New York City Times Square'de üçüncü kulüp açıldı ancak Nisan 2018'de bu kulüp kapandı. Ocak 2002'de Connecticut'taki Foxwoods Casino'da ve 2003'te Nashville'de iki kulüp daha açıldı. 2007'de Orlando'da başka bir kulüp, West Palm Beach'te 2009 sonbaharında ise yine başka bir kulüp açıldı. Son olarak Las Vegas'taki Mirage Hotel'de bulunan yeni bir kulüp ise 2009’da açıldı. Ancak tüm bunların arasında en ikonik olanı Beale Caddesindeki ilk açılan kulüp oldu.

 

 

 

B.B. King hakkında ilginç bazı bilgiler

 

 

B.B. King hayatı hep ilklerle dolu bir sanatçı oldu. Yaşamı boyunca birçok ünlü üniversiteden çok sayıda fahri doktora ünvanı alan sanatçı aktif olarak yer aldığı 60 yılı aşkın kariyeri boyunca pek çok ödüle de sahip oldu. 1980'de “Blues Hall Of Fame” onur listesi'ne, 1987'de “Rock and Roll Hall Of Fame” onur listesi'ne (1987 tarihinde kurulan Rock Roll Hall of Fame‘e kabul edilen ilk sanatçı oldu) ve 2014'te “National Rhythm Blues Hall of Fame” onur listesi'ne girdi. 2004 yılında, sanatçılara "müziğin yaratılması ve geliştirilmesindeki olağanüstü başarıların tanınması için" verilen “International Polar Music Awards” ödülü'ne layık görüldü.

 

Rolling Stone dergisinin 2009 tarihinde düzenlediği “Tarihin En İyi 10 Gitaristi” listesinde 3. sırada gösterilen King, kariyeri boyunca “En İyi Blues Albümü” kategorisinde olmak üzere toplam 15 kez Grammy ödülü kazandı.

 

B.B. King yaşamı boyunca 15.000‘den fazla konserde sahne aldı. 2006 yılında kanserden ölen oğlunun cenzaesinden bir gün sonra New York’ta sahneye çıkarak on bininci konserini verdi.

 

1946 ve 1958 yıllarında iki defa evlenen müzisyen, her iki evliliğini de aktif müzik yaşamı yüzünden sürdüremedi. 1946 yılında Martha Lee Denton ile evlendi, 1952 yılında boşandı, 1958 yılında Carol Hall ile evlendi ve 1966 yılında boşandı.

 

Ünlü sanatçının otobiyografisinde belirttiği üzere en sevdiği müzisyen Frank Sinatra ve en sevdiği albüm ise Sinatra’nın “In the Wee Small Hours” oldu.

 

B.B. King genç müzisyenlerin eğitimi için kurulan “Little Kids Rock” adlı derneğin aktif bir üyesi olarak genç müzisyenleri sürekli destekledi ve yardım etti.

 

Kayıtları 21 Kasım 1964 tarihinde Chicago'daki Regal Theater'da yapılan ve 1965 yılında yayınlanan “Live At The Regal” albümü, Amerika Kongre Kütüphanesi’nde de koruma altına alınan ilk albüm olarak müzik literatürüne geçti. Albüm, Rolling Stone Dergisi tarafından tüm zamanların en iyi 500 albümü arasına seçildi. Ayrıca dergi Eric Clapton, John Mayer ve Mark Knopfler gibi isimlerin turneleri öncesinde bu albümü dinleyerek bazı notlar aldığından bahsetti.

 

Sanatçı “Sanford And Son”, “The Young And The Restless”, “The Cosby Show”, “Married… With Children”, “The Fresh Prince Of Bel-Air” ve “Sesame Street” gibi popüler yapımlarda konuk olarak yer aldı.

 

Eric Clapton tarafından organize edilen “Crossroads - Guitar Festival” serisinin 2010 yılı Chicago ayağının kapanışında sahne alan B.B. King’in, Clapton, Robert Cray ve Jimmi Vaughn ile birlikte icra ettiği “The Thrill Is Gone” efsane kayıtlar arasında yerini aldı. İzleyenler arasında yer alan Hubert Sumlin ve Buddy Guy gibi Blues dünyasının efsane sanatçılarının şarkı boyunca tempo tutarak eşlik etmeleri ve şarkının sonuna doğru sahneye çıkarak sanatçıya eşlik etmeleri çok anlamlı bir mesaj olarak müzik tarihinde yerini aldı.

 

Sanatçının bir de B.B. King Museum And Delta Interpretive Center isminde müzesi mevcut. İndianola 400 second Street adresinde bulunan müzede plakları, kıyafetleri ve kullandığı ekipmanlardan özel eşyalarına kadar pek çok materyal sergilenmekte.

 

 

 

"When the Saints Go Marching In” eşliğinde cenaze töreni

 

 

B.B. King 14 Mayıs 2015 tarihinde 89 yaşında uzun süre mücadele ettiği diyabet hastalığından Las Vegas’ta yaşama veda etti. Cenazesi çok görkemli oldu. Beale Caddesi'nde düzenlenen bir kortej ile adını taşıyan kulübün önünden başlayarak cadde boyunca "When the Saints Go Marching In” şarkısı eşliğinde, pek çok yerden akın eden hayranları tarafından memleketi Indianola, Mississippi'ye uğurlandı. Cenazesi, Indianola'daki Bell Grove Misyoner Baptist Kilisesi'nden kaldırıldı ve böylece Blues bir ustasına daha veda etti.

 

Müzikle Kalın.

 

Tamer Tekelioğlu

 

Cazkolik.com / 29 Kasım 2021, Pazartesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Tamer Tekelioğlu

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X