Bu haftanın konuğu geç nesli en yetenekli müzisyenlerinden Engin Recepoğulları. Recepoğulları ile ilgili söyleşimizi aşağıda kendi yanıtlarından okuyabilirsiniz...

Bu haftanın konuğu geç nesli en yetenekli müzisyenlerinden Engin Recepoğulları. Recepoğulları ile ilgili söyleşimizi aşağıda kendi yanıtlarından okuyabilirsiniz...

(Bu yazıya ait okunma rakamları 14 Şubat 2011 tarihinden sonrasına aittir.)


Zuhal Focan: Engin Recepoğulları kimdir?

Engin Recepoğulları: İzmir’de Orta okula giderken tanıştığı caz müziği sayesinde müzisyen olmaya karar vermiş ve bu uğurda oldukça çaba harcamış bir müzisyen… Benim için herşey babamın Rusya’dan getirdiği Amati marka bir tenor saksofonla başladı. Ortaokula giderken İzmir Türk Lisesi orkestrasının şefi Erdoğan Kolgar sayesinde bu aleti çalmayı öğrendim ve orkestraya girerek müzik hayatıma başlamış oldum. Daha sonra İzmir’in en önemli müzisyenlerinden Ömür Gidel ile tanıştım ve hem caz armonisi hem de ensemble konusunda ondan pek çok şey öğrendim. Üniversite yıllarında da Ömür Gidel ve Raci Pişmişoğlu vasıtasıyla Ricky Ford ile belli aralıklarla çalışma fırsatı elde ettim. Daha sonra İKSEV workshoplarından kazandığım burs ile İtalya’ya gittim ve orada İtalyan cazının en önemli isimleriyle çalışmalar yaptım.

Askerliğimi yaptıktan sonra da İstanbul’a yerleştim ve bir buçuk yıldır müzik hayatımı burada devam ettiriyorum. İstanbul’a yerleştikten sonra pek çok farklı müzisyenle aynı sahneyi paylaşma fırsatı yakaladım. Cem Aksel Band, Ozan Musluoğlu Quartet, Baki Duyarlar Sextet, Önder Focan Sextet,  Kerem Görsev Quartet, Alp Ersönmez Quartet,  Sarp Maden Quartet, Telvin, Jef Giansily Quartet, Emre Kayhan Quintet, Cem Tuncer Hammond Quartet gibi ekiplerde yer almaktayım. Ayrıca TRT Caz Orkestrası’nda da müzik çalışmalarıma devam etmekteyim. Bunun dışında da çeşitli albüm kayıtlarında yer aldım.

Zuhal Focan: Kayıt yapmak gibi bir isteğin, projen var mı?

Engin Recepoğulları: Kayıtlar bence bir müzisyenin arkasında bıraktığı en önemli miraslar. Benim de önümüzdeki yıllarda gerçekleştirmeyi planladığım 3 tane proje var. Şu an birlikte çalmakta olduğum birbirinden değerli Türk caz müzisyeni abilerim ve arkadaşlarım var. Bu müzisyen arkadaşlarımın hepsini bir araya getirecek bir proje var kafamda. Ayrıca yurt dışında gerçekleştirmeyi planladığım bir quintet projesi ve hep hayalini kurduğum bir piyano-sax projesi üzerinde de çalışıyorum. Ancak kayıt konusunda kesinlikle acele etmek istemiyorum. Gerekli şartlar oluştuğu zaman mutlaka bu 3 projeyi de hayata geçireceğim.

Zuhal Focan: Genelde (Türkiye’de ve dünyada) caza nasıl bir gelecek öngörüyorsun?

Engin Recepoğulları: Bence caz müziği aslında büyük bir değişim yaşamakta. "Amerikan ulusunun bugüne kadar ürettiği en önemli yerel sanat formu” olmaktan çıkarak uluslararası bir kimlik kazanmakta. İngilizce nasıl tüm dünyada kabul edilen bir dil olmuşsa, caz müziği de sınırlarını Amerika kıtasının dışına çıkararak dünyaya yayılmakta. Avrupa kıtasında artık hemen her ülkede önemli caz konservatuvarları görmek mümkün. İşte bu yayılma değişimi de beraberinde getiriyor. Zira caz müziği etkileşim yaşadığı bu ülkelerde özünü belli oranda koruyarak farklı biçimlerde karşımıza çıkabiliyor. Günümüz caz müzisyenlerini dinlediğiniz de artık müzikal cümleler ve ritm anlayışlarında dünyanın her köşesinden örnekler duymak mümkün.

Gelecekle ilgili tahminlerim ve öngörülerim ise aslında bugünde saklı. Zira cazda geleceği oluşturanlar hep o günün müzisyenleri olmuş. John Coltrane, Bill Evans, Herbie Hancock, Wayne Shorter gibi büyük ustaların 1960’larda yaptıkları bugün başyapıt olarak kabul ediliyorsa , bugünkü kuşağın verdikleri eserler de bundan 20-30 yıl sonrasının caz müziğini oluşturacaktır kanımca.

Türkiye’de ise Bilgi Üniversitesi gibi okulların açılması gerektiğini düşünüyorum. Bugünkü genç kuşakta pek çok değerli arkadaşımın yetişmesini sağlamış olan bu okulun mezun ettiği arkadaşlar önümüzdeki yıllarda Türk caz müziğini daha ileriye taşıyacaktır. Keşke bu okul gibi farklı okullar da olsa ve daha fazla sayıda müzisyen yetişebilse. Ayrıca ülkemizdeki caz festivallerinin sayısının artması ve sponsorların bu tip etkinliklere daha fazla destek vermesi gerektiğini düşünüyorum.

Zuhal Focan: Senden sonra yetişen gençlere söylemek istediklerin?

Engin Recepoğulları: Biz müzisyenin gelişiminde farklı insanlar ve gruplarla çalmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. O sebeple çevrelerindeki diğer müzisyenlerle etkileşime geçerek  gruplar kurmaları, belli bir repertuvar hazırlamaları ve belli hedeflere yönelmeleri çok önemli.  Ayrıca internet  gibi bir bilgi denizinden doğru şekilde faydalanmak da çok önemli. Sürekli dinleyip, izleyip, araştırıp, çalışmak gerekiyor. Motivasyonu hep en üst seviyede tutup çevredeki olumsuzlukları görmezden gelmek gerekiyor. Bazı şeylerin doğru yerleşmesi için kendi enstrümanlarıyla ilgili en iyi hocaları bulup onlarla çalışmak gerekiyor. Hiç bir zaman “ben oldum” dememek gerekiyor. En önemlisi de bu işin bir sabır işi olduğunu ve kısa zamanda büyük gelişim sergilemenin zor olduğunu ama sabırla çalışılırsa uzun vadede bu çalışmaların çok şey getireceğinin bilinmesi gerekiyor. Bilgiyi ve zamanı, doğru ve bilinçli kullanmak gerekiyor. Müzisyen olmak çok zor bir iş gerçekten, çok büyük fedakarlıklar yapmak gerekiyor. Ama bu işi yapan hiç bir arkadaşımın da bundan pişman olduğunu zannetmiyorum. Bana aşağıdaki adreslerden diledikleri zaman ulaşabilirler. Bilgim yettiğince ve elimden geldiğince kendilerine yardımcı olmaya çalışırım..

enginjazz@gmail.com
www.myspace.com/enginjazz

Müzikle kalın...

Zuhal Focan
18 Şubat 2010, Perşembe
focan@nardisjazz.com

Cazkolik.com

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Zuhal Focan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X