Kamala Harris'in playlistindeki cazcı?

Kamala Harris'in playlistindeki cazcı?

ABD seçimleri yapıldı. Yeni başkan Biden olacak. Obama başkan seçildiğinde Amerikan caz dünyası heyecanlanmıştı çünkü tıpkı Bill Clinton gibi Obama'nın da iPod'un da Coltrane'in müzikleri kayıtlıydı. Obama'nın başkanlığı süresince cazla ilgili birçok görüntü basına düştü, Beyaz Saray'da Sonny Rollins gibi büyüklere ödüller verildi filan. Obama haklı olarak bizim buralarda sevilen biri değilse de Amerikalı siyahların sevdiği biri. Yeni başkan Biden'ın yardımcısı Kamala Harris de bir göçmen çocuğu. Amerikalı siyahlar onu kendilerinden kabul ediyor ve seviliyor. Meğer Harris de cazla yakın biriymiş. Türkiye ile ilgili ona dair ön bilgilerimiz pek içaçıcı değil, bakalım zaman ne gösterecek. Gördüğünüz resimde Harris SF Jazz Center'da dört yıl önce ölen vibrafoncu Bobby Hutcherson ile görülüyor. Meğer Harris SF Jazz Center'ın yönetim kurulu üyesi imiş. Kamala'nın Cole ve Ella isimli iki çocuğu var (isimlere dikkat!) ve çocukların Oakland'da bir caz klübü varmış, bu da şaşırtıcı bir bilgi değil mi. Ayrıca, iki eski başkanın iPod'un da Coltrane vardı, peki, yeni başkan yşardımcısının playlistinde hangi cazcı var, tahmin edin? Coltrane'in karısı Alice'in "Journey in Satchidananda" albümü. Şaşırtıcı mı?

 

Cazkolik.com / 10 Kasım 2020, Salı

 


 

Bu da Ukulele ama oyuncak değil

 

 

Oyuncak değil çünkü o bir Fender. Son yıllarda çoğunlukla genç ozan şarkıcı havalı kızların elinde hatta biraz da bıktıracak kadar sık gördüğümüz sevimli ukuleleler bu kez gitar devi markası Fender'in elinden çıktı. 'Ben de bir tane istiyorum' laflarını duymaya başlayabiliriz bu oyuncak görünümlü sevimli mini gitarın. Fender yeni Ukulele'yi 2020 NAMM şovda duyurmuş. Satış fiyatı 200 $. Fender, bildik Ukulelerden değil özellikle boynu normal gitar görünümlü yapmış. Tabii, gitarı birkaç tıngırdatma bilecek kadar çalmayı isteyenler için, açıkhava için, gece kamp ateşinde romantizm kasmalar için, arabada yer kaplamadığı için gayet uygun. Özel kutusu yok. Tek eksiği bu.

 

Cazkolik.com / 07 Kasım 2020, Cumartesi

 


 

Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku yıllarında caz nasıldı?

 

 

Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku yıllarında caz nasıldı? Şimdilerde öğrenmek kolay, girersin dijital platforma bulursun ama soğuk savaş dönemi öyle miydi? Aslında şimdi bile bulması o kadar da kolay değil bu müzikleri ama Londra merkezli NTS radyonun yaptığı yeni bir derleme çevrimiçi olarak paylaşıldı. DJ ve müzik araştırmacısı Chahoud Ernesto'nun küratörlüğünü yaptığı listede klasik Rus saksafoncu Anatoly Vapirov, Tarkovsky film müziği bestecisi Eduart Artemy, Çek Cumhuriyeti'nden Mirka Křivánková'nın doğaçlama şarkıları ve 70'lerin ortalarından Polonyalı özgür caz üçlüsü Wiaczesla Ganielina'dan parçalar yer alıyor. Chahoud, "O yllarda Sovyet caz sahnesi Demir Perde'nin dışında olup bitenlerden kopuk değildi" diyor. "Örneğin, Benny Goodman’ın 1962’de Sovyetler Birliği ve 1971’de Duke Ellington’nın turnesini hatırlatıyor. Doğu Bloku'nun köklü bir geleneği, harika müzik okulları, prodüksiyon ve kayıt imkanları vardı” diye ekliyor. "Bu çok ilginç bir dönemdir ve doğru şekilde incelemek heyecan verici, swing'ten bebop'a, free jazz, rock, fusion, progresif, elektroniğe nasıl geliştiğini görebilirsiniz. Chahoud, çok sayıda harika kayıt olduğu gibi boktan kayıtlar da var, bu da yolculuğu maceraya dönüştürüyor” diyor. Komünist sempatizanı Lübnanlı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Chahoud, küçük yaşlardan beri SSCB'ye ilgi duyuyor, ancak o, Sovyet dönemi müziğini araştırmaya sadece karantina günlerinde başladığını belirtiyor. Çalma listesini dinlemek için tıklayın.

 

Cazkolik.com / 06 Kasım 2020, Cuma

 


 

Eski plâkların değeri arttı mı?

 

 

Dijital dönüşüm plâklara ilgiyi arttırdı evet ve buna bağlı olarak eski plâkların da değerinin arttığına dair yaygın kanı var, bu ne kadar doğru? Değerli eski kayıtlar eskiden de bugün de değerli ama gerçekten değerli madeni paralar, pul veya kitaplar gibi diğer koleksiyon alanlarındakine benzer onbinlerce doları bulan plâk sayısı ya çok az ya da yok diyor Bananas Records’un sahibi Doug Allen ve ekliyor ‘elinizde eski plâk var ve bunu değerli sanıyorsanız şunu bilin en önemli şey plağın durumu (kondüsyonu) ile az bulunan nadir bir kayıt olmasıdır diyor. Örnek veriyor, Frank Sinatra bu nadirliğe sahip değil, eski bir Sinatra albümü sandığınız kadar değerli değil çünkü dolaşımda hakikaten bıktıracak kadar çok var. Allen en değerli kayıtların klasik rock’n roll ile caz albümleri olduğunu, onlara punk albümlerini de ekleyebileceğini belirtiyor. Son sıralarda basılan sayısız yeni plak da muhtemelen bu enflasyonunu artırmış durumda. Allen DVD, CD gibi daha yeni şeylerin ise adeta çöp parasına gittiğini, romantik komedilerden Matrix gibi filmlere kimse bu eskilere 1 veya 2 dolar bile ödemek istemiyor diyor.

 

Cazkolik.com / 05 Kasım 2020, Perşembe

 


 

Değeri yeterince bilinmeyen ‘sanatçı işçi’ler

 

 

Yukarda gördüğünüz fotoğraf bir sembol olmalı. Dün 83 yaşında ölümü haberi gelen müzik ve sahne fotoğrafçısı Baron Wolman’a ait bir fotoğraf bu. 1969 yılının efsanevi Woodstock konserinin fotoğrafçılarından. O güne ait tarihe geçmiş görüntülerin çoğunun sahibi olmakla birlikte ismi az bilinen bir sanatçı. O neslin fotoğrafçılıkta ânı ve tarihi naklederken bir yandan sanat icra etmelerinde saf ve güçlü bir yan var. Bir tür ‘sanatçı işçi’ gibi çalışıyorlar, öte yandan, dönem henüz video, cep telefonu gibi herkesin elinde bir cihaz olan dönem değil, üzerlerine binen yük ve sorumluluk çok fazla. Baron Wolman ünlü Rolling Stone dergisinin kadrolu ilk fotoğrafçısıydı. Bu görev ona bütün konserlerin kapılarını ardına kadar açtı. Sadece konser anlarını değil müzisyenlerin sahne arkası ve özel hayatlarına dair görüntüleri de ilk elden çeken isimler arasındaydı, hatta, bu fotoğrafların bazıları çektiği ikonik isimleri tarif eden görüntülere dönüşmüştü. Wolman kendisine sorulan bir soruda o yılları anlatırken ‘o günlerde herkes rahatlıkla ulaşılabilir insanlardı ve yaptığınız iş için size minnettar kalırlardı. Biz fotoğrafçılar için gerçek bir altın madeni dönemdi’ demişti. Kendi yaptığı iş için ise ‘kamerayı elime ilk aldığımda mercekten baktım ve gördüğüm karmaşayı yatıştırıp gördüklerimi anlamlandırabileceğimi farkettim’ demişti. Wolman’ın müzik dışı ilk fotoğrafçılık çalışmasıysa aslında bir nevi casusluk olmuş. 1960 yılında Berlin’de asker iken görevli olarak Berlin duvarının arkasını görüntülemek için çalışmış. Dediğim gibi, müzik tarihine dair konuşurken bu insanların dürüst ve içten çabasına hakettiği yeri vermemiz gerek.

 

Cazkolik.com / 04 Kasım 2020, Çarşamba

 


 

Louis Armstrong’un sevapları ve günahları

 

 

ABD Afro Amerikan toplumun önde gelen ismi olarak Louis Armstrong’un ABD’nin eşit haklar hareketine dair yaklaşımları bizzat kendi insanlarınca ikircikli bulunuyordu. 1965 yılında bir mitingin önünde olmak istememesi buna örnek olarak gösterilir. O dönem bir çok siyah şiddetle eleştirmişti, oysa, o dönemin gençleri henüz dünyada yokken Armstrong isterse eğer tek başına dahi tepki verebilen biriydi. 1956 yılında birçok şehirde ayrımcılık yüzünden konser vermeyi reddetmiş, basın bu konuda haberler yapmıştı. Dışişleri Bakanlığının Sovyetler Birliği turnesini aynı gerekçeyle reddetmiş, NPR’de bir radyo yayınında vali ve Eisonhower için ağır kelimeler kullanmıştı. Ama öte yandan, mitinge katılmayı reddettiği günlerde yine Dışişleri Bakanlığı ve Pepsi firması için Afrika’da bazı tesislerin açılışına katılmakta elbette ‘duygusal’ olarak sakınca bulmamıştı. İkircikli dediğimiz böyle şeyler. Yalnız, eleştirilecekse bence daha önemli başka şeyler var, bu Afrika turuna dair ilginç olan 1960 yılı Ekim ayı sonunda Kongo’nun başkenti Leopoldville’e (Kinşasa) geldiğinde ülke iç savaştadır. Ülkenin halk tarafından seçilmiş ilk başkanı Lumumba komünizm karşıtı Joseph Mobutu ve CIA tarafından desteklenen darbeyle görevden alınmıştı. Tam o günlerde CIA pr çalışması olarak Pepsi fabrika açılışı bahanesiyle ülkeye gelen Armstrong ve grubu stadyumda konser vermiş, konser dünya basınında ‘konser iç savaşı durdurdu, barışı sağladı’ başlıklarıyla yayınlanmıştı. Mobutu tam 30 yıl ülkeyi diktatörlükle yönetmiş, yıllar sonra yine ABD istemediği için iktidardan ayrılmak zorunda kalmıştı. (Fotoğrafa dair not: Fotoyu videodan aldım. Anlaşılan konser öncesi Armstrong’u taht gibi bir koltukta oturtup öyle gezdirmişler, bu kaba tiyatro, bu vandallık, bu alay beni daha da tiksindirdi. Olayın önünü ardını bilmeden konuşmak doğru değil ama Armstrong bari Afrika halkını aşağılayan kabile kralı vari bu iğrenç tiyatroya alet olmasaymış)

 


 

Caz kitapları: Bir roman, bir kişisel deneyimler ve bir araştırma

 

 

Bu hafta PUL'a caz kitaplarıyla başlayalım. Caz albümlerini anladık da kitaplar ne ola ki, zaten albümleri satın almıyor insanlar kitapları mı merak edecek, üstelik hepsi İngilizce derseniz haklısınız ama bir yandan ilginç kitaplar yayınlanıyor, kimse okumasa da bu kitaplardan sözetmek görevim. Mesela, Martin Schüller'in "Jazz" isimli romanı. Alt başlık güzel 'insanların müzik için ruhlarını sattığı bir dünya'. Köln'de bir caz klübü sahibi Jan Richter oldukça zor durumdadır ve tek ümidi Charlie Parker'a ait olduğunu iddia ettiği saksofonu büyük bir paraya satmaktır ama peşinde tefeciler vardır ve olayları nasıl idare edecektir? Hem saksofon elinde olmadığı için ele geçirme, hem hayatını ve klübü kurtarma çabası, Ren nehrinde yüzen bir ceset ve arayış/kaçışla örülü tempo Köln'den Lizbon'a uzanan bir serüven. İlginç mi?     •••    Bir diğeri Wynton Marsalis'in yazdığı bir kitap. Hiperaktif ünlü müzisyen her alanda bir şeyler yapıyor. "Moving to Higher Ground" isimli bu kitap "How Jazz Can Change Your Life" alt başlığıyla satışta. Marsalis bize cazı nasıl dinleyeceğimizi kendi hayatından hikâyeler ve örneklerle anlatıyor. The New Republic edebiyat direktörü Leon Wieseltier'nin yazdığına göre Marsalis için caz bilgelik arayışından başka bir şey değilmiş. Kitabı okuyup siz de kendi yorumunuzu yapın.    •••    Önereceğim son örnek kitap ayrıca ilginç. Frederick J. Spencer isimli yazar "Jazz and Death" isimli kitabında caz efsanelerinin nasıl yaşayıp öldüğüne dair medikal profiller yayınlamış. Bunu niye merak etmiş anlamadım. Gerçi birçok caz efsanesinin hayatı ve ölümü sıradışıdır acaba bu sıradışılık yazarı araştırmaya mı yöneltmiş? En iyisi meraklısı kitabı okusun.

 

Feridun Ertaşkan

 

Cazkolik.com / 02 Kasım 2020, Pazartesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.