Festivalin European Jazz Club konserlerinde triosuyla sahne alacak Selen Gülün`le konserini konuştuk...

Festivalin European Jazz Club konserlerinde triosuyla sahne alacak Selen Gülün`le konserini konuştuk...

Dinlemekte olduğunuz müzik Selen Gülün`ün konserde seslendireceği albümü "Answers"dan alınan ve muhtemelen kendini anlattığı oldukça güzel bir çalışma; "Busy Lady".


Selen Gülün`ün festivalde çalacağı son albümü "Answers"ın yayınlanmasının üzerinden neredeyse bir yıl geçti ama işin ilginç yanı Selen`in yaşadığı şehirde, yani İstanbul`da albüm bir bütün olarak ilk kez seslendirilecek. Aslına bakarsanız bu detay bile dinleyiciler için `prömiyer` anlamına gelir. European Jazz Club konserleri kapsamında sık birlikte çaldığı Patrick Zambonin ve Jörg Mikula ile aynı sahneyi paylaşacak Selen Gülün ile konserini ve müziğini konuştuk.


Selen Gülün: "Sanat zaten ciddi bir devinim içinde kuşak farklarını beklemeden ve yaratmadan hızlı bir şekilde değişiyor. Burada bize sadece olan biteni kovalamak düşüyor..."

Cazkolik: "European Jazz Club" konserleri geçen yıl olduğu gibi bu yıl da festivalin özel bir bölümünü oluşturuyor, öncelikle festivalin bu kısmı için neler düşünüyorsun onu sormak istiyorum?

Selen Gülün: Lokal müzisyenlerin Avrupa`dan müzisyenlerle bir araya gelmesi ve müzik üretmesi güzel bir fikir bence. Müzisyen zaten bunun için yaşıyor. Yenilikler üretmek, sahneye taşımak, paylaşmak. Müzik öyle bir noktaya geldi ki linguistik engelleri aşan tek dil olarak en önemli ortak dil oldu. Bence, sadece Avrupa kıtası değil dünyanın her yerinden insanların bir araya gelerek üretimde bulunduğu ortamlar yaratılmalı. Hollanda, Almanya gibi ülkeler bu oluşumlara çok destek veriyor. Türkiye`de de ortak projelere daha fazla önem verilmesi lazım. Bu anlamda en başarılı örneklerden biri European Jazz Club uygulaması. 

Cazkolik: Peki o zaman projenin özü anlamında şöyle uzun bir soru sorsam sana; bizim müzisyenlerimizle yurt dışından gelen müzisyenlerin birlikte ortak projelerin içinde yer alması sence dünyanın doğusuyla batısında, güneyiyle kuzeyinde üretilen müziğin ve müzisyenlerin aralarındaki makasın kapandığı anlamına gelir mi, yani artık herkes birbirini yeterince tanıyor, kuşaklar artık çok daha içiçe yaşıyor, eski nesillerin derin ayrımlar yaratan kültürel ve coğrafi farkları artık yok denebilir mi? Ne dersin?

Selen Gülün: Rahatlıkla denebilir... Kuşak farkı zaten eskisi gibi bir durum değil. Sanat zaten ciddi bir devinim içinde kuşak farklarını beklemeden ve yaratmadan hızlı bir şekilde değişiyor. Burada bize sadece olan biteni kovalamak düşüyor. Genci yaşlısı kalmadı bu anlamda. Aynı şey coğrafi anlamda da söylenebilir. Son dönemlerde en sevdiğim piyanistlerden biri Vijay Iyer mesela. Kendisi Hint asıllı bir müzisyen. Bunun gibi bir sürü ismi alıştığımız gibi olmayan, artık aklımızda zor kalan başka coğrafyalardan insanlar dinliyoruz çok severek. Youtube, reverbnation, soundcloud, vimeo, önceden myspace gibi paylaşım siteleri harika açılımlara ön ayak oldu bu konuda. Şimdi ne olup bittiğinden haberdar olmak için internette siteleri taramak kafi...

Cazkolik: Senin konserine dönersek, Zambonin ve Mikula zaten çok sık birlikte çaldığın, kişisel olarak da yakının olan insanlar, 11 Temmuz akşamı biz dinleyenleri neler bekliyor? Bu geceye dönük özel bir yan var mı?

Selen Gülün: Biz aslında 11 Temmuz`da "Answers" (Pozitif, 2010) albümünü orijinal kadrosu ile İstanbul`da ilk defa çalacağız. Albümü lansman konseri dışında baştan aşağıya İstanbul`da hiç çalmamıştım. Kaydettiğim insanlarla, dostlarımla çalmak çok keyifli olacak. 2005 senesinden beri Istanbul`da birlikte çalmamıştık. Ayrıca, ilk defa seslendireceğimiz yeni parçalarım da var... 

Cazkolik: Zambonin ve Mikula`yı burada seninle ilgili bağlamda biliyoruz ağırlıklı olarak, bu iki önemli müzisyeni senin cümlelerinle tanısak, bize neler anlatırsın?

Selen Gülün: Patrick Zambonin cok uzun zaman sanırım on sene kadar Londra`da yaşadı. Berklee`de öğrenci olarak takıldığı zamanlarda tanıştık biz ama zaten Londra`da bilinen, saygı duyulan profesyonel bir basçıydı. Daha çok latin ve funk gruplarla çalıyor. Şimdi Viyana`da yaşıyor ama Londra`ya da hala sık sık çalmaya gidiyor. Çok komik birisi, aslen İsviçre`li. Hayatta konuşmayı, fikirlerini duymayı en sevdiğim insanlardandır. Jörg çok çeşitli müzikler çalmayı seven, her müziğin içinde enteresanlıklar bulabilen ve yine de kendini kendi gibi ifade edebilen kompleks bir davulcu. Son zamanlarda en çok bas klarnetçi Ulrich Drechsler ve ünlü Alman piyanist Chris Gall ile turne yapıyor. Balkan müzikleri çaldığı bir grubu daha var. Jörg yakın zamanda bir kız çocuk sahibi oldu. Adını da Pia koydular. Pia benim sözlü albümümün açılış parçasıdır biliyorsun. Çok güzel bir jest oldu bana. İkisi de çok yakın arkadaşım. Dostluğumuz bizim için önemli. Zaten bazen çalmamak üzere de buluşuyoruz 

Cazkolik: Peki bu noktada sana European Jazz Club bölümündeki diğer konserler hakkında kısa yorumlarını sorsam?

Selen Gülün: Bütün Salon konserleri çok heyecan verici bu sene. Hepsine gidilmeli bence. Çok büyük sürprizler olacak diye düşünüyorum. Hiç birini birbirinden ayıramıyorum açıkçası. Hem çalan lokal müzisyenler hem de misafirleri çok değer verdiğim insanlar. Heyecanla bekliyorum konserlerin başlamasını. 

Cazkolik: Son albümün "Answers"dan bu yana bir yıl süren hareketli bir dönemi geride bıraktın, (arada kazalar atlattın) bundan sonrası için yeni albümler, konserler bizleri neler bekliyor, bizim için yeni müjdelerin var mı?

Selen Gülün: Ben şu anda yeni albüm kaydı aşamasındayım. Yeniden şarkı kaydedeceğim ama bu sefer Sürprizler (Rec Jazz, 2006) albümümden daha fazla sürprizli olacak galiba. İşin içine elektronikler, yaylı sazlar aranjmanları, nefesliler gibi bambaşka aranjmanlar giriyor. Uzun süreceğe benziyor ama biz yine de en kısa zamanda bitirmeye çalışacağız. Şimdi Ekin Cengizkan ile parçaları toparlamaya çalışıyoruz. Sonuca göre hareket edecegiz. Ben Eylül-Aralık ayında İtalya`da olacağım galiba. Donne in Musica ile ortak uluslararası bir proje için çalışıyor olacağım. Ağustos başında Fiuggu`de yapılacak toplantıda ortaya çıkacak zamanın ne olacağı. Bir de en sonunda bir Türkçe Müzik Teorisi kitabı yazma planım var. Onu bitirmeye çalışacağım. 

Cazkolik: Bu söyleşi festival başında, senin konserin öncesinde ayında olacağı için okurlarımıza festivalin geneli için hangi konserleri kaçırmamalarını önerirsin, son olarak bunu soralım...

Selen Gülün: Ben Tünel Şenliği`ne, tüm European Jazz Club konserlerine, Jamie Cullum, tabii ki Tribute to Miles, Caz icin Tuhaf Bir Yer (kaçırılmamalı), Sing the Truth ve kesinlikle Paul Simon konserlerine gideceğim. Festivali takip edeceklere bu konserleri tavsiye edebilirim.

Cazkolik.com / 04 Temmuz 2011, Pazartesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X Advertisement