Her festival bir yaz çiçeği

Her festival bir yaz çiçeği

Algı operasyonu :)

Caz festivallerinin de imaj çalışmasına ihtiyacı var

Caz festivalleri genellikle reklam, tanıtım, kampanya yapmaz. Sponsorlar belki ilan verir, afişler yapılır ama reklam kampanyası, PR, imaj çalışması gibi değil tanıtım ve duyuru olarak yürür bu işler, ama diyorum, acaba toplumun sosyal hasletlerini de harekete geçirecek kavramları işleyen, ağırlıklı sosyal medya üzerinden yürüyen, görselleri ve sloganları iyi çalışılmış sanki kampanya değilmiş gibi kampanyalar yapmalı mı? Bence, artık yapmalı. Burada `artık` kelimesinin altını çiziyorum. Bunu bana düşürdürten yanda gördüğünüz görsel oldu. Litchfield Caz Festivali 28-29 temmuz günleri gerçekleştireceği festivalde yer vereceği kadınları buluşturarak böyle bir fotoğraf çektirmiş. Mesela diyorum, mayıs başında Ankara Caz Festivali bu yıl festival teması olarak `kadın`ı seçmişti ve tümüyle kadın müzisyenlere yer vermişti, işte, hepsi Türk cazının sevilen isimleri olan müzisyenleri mesela keşke böyle bir prodüküsyonla biraraya getirip fotoğraflasaydı, sizce o fotoğraflar ve o fotoğraflardan yansıyan enerji, iyimserlik, sempati, caz duygusu, beraberlik, coşku, müziğin birleştiriciliği vs. vs. gazetelerden televizyonlara her yerde yer almaz mıydı, kendiliğinden tüm müzikseverleri içine alan bir kampanyaya dönüşmez miydi, Twitter da, Instagram da liste başlarına oturmaz mıydı? Kastettiğim kampanya böyle bir çalışma, yani, geldim tekrar yazının başlığına, caz festivallerinin de algıya, imaja ihtiyacı var. Evet, günümüzde artık var!


Amerikan caz listesinin tepesinde 14 yaşında bir çocuk

Daha çocuk

Cazda her dönem genç yaşta korkunç yetenekli çocuklar olmuştu ama nerdeyse çocuk denecek yaşta, henüz 14 yaşında çocuk/ergen arası genç bir dehanın caz basamaklarını bu kadar hızlı tırmandığı ve sonunda Amerikan caz listelerinde 1 numaraya yerleştiği olmamıştı. O da oldu. Joey Alexander çocukken keşfedilen küçük dahilerden biriydi. Gerçekten çok yetenekliydi ama yetenekten daha fazlası vardı. Hint ya da Endonezya asıllı bir ailenin oğlu olan Alexander yayınladığı son albümü "Eclipse" ile listelerin başına geçti. "Eclipse" albümü eğer herşey bugünkü gibi yolunda giderse bize çok uzun ve başarılarla dolu bir kariyerin ilk adımlarına tanık olma fırsatı veriyor, üstelik,bu albüm Joey`nin 4üncü albümü ve gerçekten çok iyi isimlerle beraber çalıyor. Bu çocuk gözümüzün önünde bir yıldıza dönüşüyor ama bu arada umarım çocukluğunu da yaşıyordur. Bu yılki programına baktım bir günü bile boşu yok, okul filan nasıl idare ediyor acaba?


Cazda Enrico Pieranunzi zerafeti

Avrupanın usta isimlerinden biri

Evet, böyle bir şey var, tam bu kelimelerle söyleyen var mı bilmiyorum ama söylenmemişse de söylemiş olayım. Avrupa cazı denince genellikle kuzey Avrupalı müzisyenlerin yaptıklarını anlarız, niye? İşte, âlâsı Pieranunzi`nin müziği. Has bir Avrupa kokusu, tadı, lezzeti... Çoğu Avrupalı müzisyenin tercih ettiği karanlık pasajları o pek tercih etmiyor mesela. Fellini`nin filmlerindeki duyguya yakın duygular, rönesans zarafetine sahip incelikli bir piyano tekniği ve tuşesinde saklı zarif bir humor. Cazla klasik müzik arasındaki geçişkenliği öyle incelikli nakşediyor ki. Klasiği ya da cazı (örneğin Jacques Loussier`nin yaptığı gibi) birinin üzerinden diğerini çalmıyor, ikisini de aynı anda çalıyor ve muhtemelen bunu dünyada yapabilen çok az sayıda isimden biri (bir diğeri de Ketil Björnstadt).


Böyle olur Avrupa`nın smooth cazı

Fiyordlarda yaz

Gel cazla rahatla, ooh! Ya da başlığa bakın, aynen öyle. Avrupanın güçlü firması ACT`in yeni albüm haberini merakla tıkladım, eskiden müzik firmaları yaz-deniz-güneş için `yol` albümleri yapardı, ACT`in albümü de tam böyle olmuş. Demek neymiş, smooth caz sadece Amerikalılara özgü değilmiş, burnundan kıl aldırmayan Avrupalılar da gayet güzel yapıyormuş. Lars Danielsson, Eivind Aarset, Wolffgang Haffner, Nils Landgren (onun müziği zaten öyleydi), Bugge Wesseltoft (o da), Jacob Karlzon (o da)... Yanlarına not düşünce bu isimlerin çoğu zaten caz pazarında tasnif edilse rahatlıkla `bunlar smoothçu` denilirmiş. Smooth cazın bir iyi yanı bir kez dinleyince bir daha geri dönüp yeniden dinleme ihtiyacı hissetmiyorsun. Bu albüm benim için aynen öyle oldu. Derleme olduğu için bazıları zaten önceden bildiğimiz şeyler, biraraya gelince bir araya gelmiş olmuşlar, o kadar! Yandaki resim ne derseniz Avrupa smooth cazı deyince böyle bir görsel geldi aklıma, fyordların yaz hali!


Farklı müzikler bir festivalde

Müzik türleri birarada

Caz tutkunlarının şikayeti caz festivallerinin farklı müzik türlerine açılmasıdır. Şahsen ben kısmen anlayışlı olanlardanım ama bana sorsalar ben de bir caz festivalinin sadece caz konserlerinden oluşmasını isterim ama günümüz farklı, eskisi gibi değil. Peki, tutucu cazseverlerin de içinin rahat edeceği bir festival nasıl olur? Şöyle... Bir enstrüman seçersiniz ve bu enstrümanın farklı türlerdeki dünyaca ünlü ustalarını davet edersiniz ve ortaya her tür müzikseveri mutlu edecek bir festival çıkar. Misal; New York Gitar Festivali. 1999 yılından beri gerçekleşen bu festival her sene gitarın her yönünü keşfedebileceğiniz kapsamlı program hazırlıyor. Klasik gitarın ustalarıyla caz-blues ustaları, pop-indie müziğin önde gelenleriyle folk ve latin soundları mükemmel buluşturuyor ve üstelik festivaldeki isimlerin çoğu burada değil salon, stad dolduracak isimler öyle yani. Bizde böylesi hiç yapılmıyor mu? Şöyle, mesela Akbank Sanat bir ay gitar günleri, bir ay piyano günleri gibi yapıyor, bunun aynen festival boyutunda olanını düşünün, işte öylesi.


Festivaller mevsimi başladı

Festival konserleri başkadır

Down Beat`in mayıs sayısı festival özel eki gibi olmuş. Bu yaz epey festival var. rengarenk bir yaz ve caz olacak tabii başta ABD`de sonra Avrupa`da ve bizde de. En eski festival Newport ağustos başında 3 günde fırtına koparacak. 17-24 haziranda Clifford Brown Jazz Festival var, sadece adı için bile gidilir. Köşenin başında bahsi geçen Litchfield Jazz Festivali de bu kısımda bir daha anıyım. İsimlere ilişkin festivaller ABD`de yaygın, 23-26 ağustosta 26cısı gerçekleşecek Charlie Parker festivali de bunlardan biri. Tarihi geçti ama 23-28 mayıs arası Brooklyn`de Dave Burrell, Archie Shepp, Rosce Mitchell, Hamid Drake gibi babaları buluşturan Vision Festival vardı mesela, kaçtı! Temmuzda direktörlüğünü Bill Charlap`ın yaptığı "Jazz in July" var, gerçekten sıkı isimlerle dolu. NY bu yaz çok fena! Blue Note festival de bomba isimlerle dolu. Xerox firması orada yıllardır bir caz festivali yapıyor mesela, biz de niye el atmıyor ki! Son olarak Hudson Valley`de 9-12 ağustosta iyi isimler var. Var yani, iyi festivaller var.


Ama şu festivalin güzelliğine bakar mısınız?

Bu yaz tatil programınızı değiştirtebilir

Önümüz yaz diye hafiften değil direk tahrik ediyorum sizi, vakti varken belki giden olur, şimdiden duyurmakta fayda var, o yüzden yukarda mini derleme yapmıştım ama burada tek bir festivali hatırlatmak istiyorum. Portekiz`de "Jazz em Agosto" bu yıl festivali tek 1 kişiye odaklanımş, NY artistik avantgart cazın sembol ismi John Zorn`un yaratıcılığını hepsi birer yıldız isimlerin çevresinde dinleme imkanı bulacak cazseverler ve kimler yok ki... Bence, Portekiz ağustosta Avrupalı cazseverlerin akınına uğrayacak. Zorn hakkında bu kapsamda bir şeyi daha önce duymamıştım, festivalin web sitesi de böyle diyor zaten. 135 yuroya 10 konser, 45 yuroya 3 konser ama tek tek 5 yurodan 20 yuroya değişen fiyatlar var. Tamam, dövizle başımız şu aralar dertte ama siz söyleyin değmez mi? Bugünkü rakamla 10 konserlik bir paket konser başına 70 liraya geliyor, çok mu? Bence değil. Yaz tatilini Bodrum`(da Çeşme`de geçiren çok daha fazlasını göze alsın, hem Portekiz hem caz. Çok güzel ikili.


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 28 Mayıs 2018, Pazartesi

Kaydet

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.