İstanbul`un iki kadim semtinde 2 güzel konser

İstanbul`un iki kadim semtinde 2 güzel konser

İstanbul`un iki kadim semti, Karaköy ve Kadıköy`de iki günde iki farklı caz konseri izledim, bu aslında, eğer İstanbul`da yaşıyor ve konsere gitmek istiyorsanız festival dönemlerini beklemeden hergün iyi seçeneklerin olduğunu bilmek bakımından önemliydi.


Sınırsızlık doğaçlamanın diğer adı


Perşembe (26 Ekim), Karaköy Salt Galata`da izlediğimiz, Türkiyenin tecrübeli piyanisti Ali Perret`yle birlikte saksofon sanatçısı Serhan Erkol ve davulcu Şenol Küçükyıldırım`la ortaklaşa performans "Sınırsızlık" adını taşıyordu. Salt Galata`ya daha önce bir sergi için gitmiştim ama konser izlememiştim, İstanbul`un bu görkemli tarihi binasının `free jazz` performansına ev sahipliği yapması semtin, sokağın ve binanın ruhuyla iyi bir buluşma olmuş. Piyano, davul ve saksofonun kimi elektroniklerle örülerek yankılanan sesleriyle geçmişi 19. yüzyıl sonuna uzanan mimar Vallarui`nin Bank-ı Osmanî-i Şahane binası 125 yıldır İstanbul`un sosyal ve ekonomik hayatına katkıda bulunmaya son yıllarda kültürel amaçlarla hizmet ediyor.



Üç sanatçının bilgisayarda hazırlanmış ses dokularının altına/üstüne çoğu `sınırsız` hissi veren doğaçlama icraları Salt Galata binasının yapıldığı dönemin kısa süre sonrası, 20. yüzyıl başları sürrealistlerin görsel sanatlar veya şiirsel ve düzyazı söz dizimlerindeki serbest bilinç akışı tekniğini hatırlatan ses pasajlarından oluşuyordu.


Salt Galata`da izlediğim performans bana moral ve heyecan verdi. Olağanüstü güzellikteki binanın tasarım ve işlevselliğine yönelik modern ve başarılı uygulama İstanbul`un hem Karaköy gibi tarihi semtlerindeki diğer önemli binaların nasıl projelendirilebileceğine dair güçlü bir örnek hem modern sanatın öncü işlerinin ev sahipliği işlevini üstleniyor.


Ülkem Özsezen`in kurduğu grupların isimleri de müzikleri de oldukça yaratıcı ve sofistike



Dün akşam ise yolum bu kez İstanbul`un son yıllarına kültürel etkinlikler anlamında damga vuran Kadıköy Yeldeğirmeni semtine, Yeldeğirmeni Sanat`a düştü. Yine bir 19. yüzyıl binası daha... Eski Fransız kilisesi Kadıköy Belediyesi himayesinde kültür merkezine dönüştü. Her hafta klasik ve caz konserleri var. Kısa zamanda kendi dinleyicisini yarattığı gibi semti dönüştürmeye başlamış. Çevresinde konser öncesi ve sonrası vakit geçireceğiniz tatlı küçük kafeler açılmış. Semtin her sokağından deniz mutlaka görünüyor.


Duyular birbirine karışınca


Caz piyanisti sevgili Ülkem Özsezen`in yeni dörtlüsü Synesthesia Quartet önce ismiyle ilgi çeken bir dörtlü. Bir önceki grubu da Newbury Quintet gibi farklı bir isimdi. Synesthesia (Sinestezi) duyuların birbirine karışması anlamına geliyor. Özsezen`in iki sene önce yayınladığı albümü "Milliday" de böyle ilginç bir kavramdı. Kurduğu grupların ismindeki özen ve yaratıcılık müziği kadar sofistike. Bir günün 0.001`i demek olan kelimenin ev sahipliği yaptığı albümden "Reminiscent of Times"la başladı konser. Albümde, dünkü konsere göre fazladan sadece bir gitar vardı, diğer enstrümanlar aynıydı, yani, piyanoda Ülkem Özsezen, soprano ve tenor saksofonda Tamer Temel, basta Ozan Musluoğlu ve davulda Ekin Cengizkan.


Konserlerde daha sık görmeyi arzuladığımız Özsezen`in özellikle bestelerindeki saklı/güçlü duygular ve kompleks cümlelerin dinleyen herkesi etkilemesi kaçınılmaz. Buna bir de, işini iyi yapan, içten ve temiz çalan müzisyenleri de katınca konser, sonunda hepimizin mutlu ayrıldığı güzel bir geceye dönüştü. Tamer Temel, Özsezen`in bestelerine hayli yakışan soprano ve tenor saksofonuyla müziğin içinde dolaşmamızı sağlamakta büyük paya sahip. Özsezen`in üçü tümüyle yeni, ilk kez dün Yeldeğirmeni Sanat`a gelen cazseverlerin dinlediği bestelerinde dörtlünün her bir enstrümanına özenle açtığı solo alanları hem besteyi hem ortak yanları parlak ve lezzetli kılıyordu.


Hem caz standartları hem kendi besteleri


Şahsen benim böylesi caz konserlerinde sevdiğim setlist sanatçıların özgün besteleri yanında caz standartlarına da yer verdikleri oluyor. Ülkem Özsezen de öyle hissediyor olmalı ki, üç yeni bestesnin yanına son albümden iki, bir önceki kaydından iki bestenin yanısıra bir de Monk bestesi "Monk`s Dream" eklenince ortaya nefis bir repertuvar çıkmış oldu. Bu sayede Monk`u da 100. yaşında anmış olduk.


Özsezen modern cazda groove`un yanına swingi de katıyor


Özsezen`in müziklerindeki cazibe groove`un yanına bazen belli belirsiz, bazen yüksek akışkanlıkla swingi katması. Dün akşam konserin bunca sevilmesinin ve konser çıkışı cazseverlerle konuşurken herkesi heyecanlandırdığını farkettiğim sihirli değnek bence buydu.


Yazının sonunda yine başa dönmeli... İstanbul`un kadim iki semti; Karaköy ve Kadıköy İstanbul`un tarihindeki önemi kadar bugün şehrin kültür üretimine sağladıkları katkıyla da ön planda. Hem böyle merkezlerin sayısının artması hem artan merkezlerle konserlerin çoğalması bizi birçok yeni ve güzel konserle buluşturacaktır eminim.


Feridun Ertaşkan


Cazkolik.com / 28 Ekim 2017, Cumartesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.