Sony Müzik Türkiye raflarına cazseverler için `Pure Jazz` albümleri getirmeye devam ediyor...

Sony Müzik Türkiye raflarına cazseverler için `Pure Jazz` albümleri getirmeye devam ediyor...

Dinlediğiniz müzik Billie Holiday`in en sevilen şarkılarından "I`m A Fool To Want You"dur.


(Yazının girişi ana sayfadadır)   > İşte, bu yazı tam da böyle bir çalışma... Sony kataloglarında yer alıp da Türk caz pazarına takdim ettikleri albümlerin ya yeni gelenleri, ya öne çıkanları mutlaka kendini belli ediyor. Bu yazı için seçtiğimiz 3 albümde böylesi kayıtlardan ve şu anda her müzik markette bulabileceğiniz albümler bunlar ama önce gelin birlikte neler varmış beraber bakalım.


Bobby McFerrin and Chick Corea; "The Mozart Sessions" (The Saint Paul Chamber Orchestra)

İnsan sesinin sınırları tanrının çizdiği sınırlarla bellidir ama bu sınırlar biz insanoğlunun hayal ettiğinin çok ötesinde henüz ve bu sesle insanoğlunun neler yapabildiğini yapılan hayranlık verici çalışmaları gördükçe hayalimizde yeni ufuk çizgileri de belirginleşiyor. Bu ilahi kapsam içinde sözünü edeceğimiz çalışmalardan biri Sony Türkiye`nin market raflarında yer almasını sağladığı Bobby McFerrin ile Chick Corea`nın The Saint Paul Chamber Orchestra ile birlikte kaydettikleri The Mozart Sessions isimli albüm.

Ferrin ve Corea albümde Mozart`ın piyano ve konçerto için 23 ve 20 numaralı iki eserinin yanında bir de Mozart`ın 2 numaralı F majör sonatı için yaptıkları özel doğaçlama kaydını içeriyor. Bu kaydın öyküsü Bobby McFerrin ve Chick Corea`nın 1990 yılında bir düzineye yakın şehirde konserler vermeleriyle başlıyor. Cazın büyük piyanistlerinden Corea ile insan sesinin sıradışı yeteneği McFerrin bu serinin her birinde başından sonuna sahnede doğaçlamalar yapıyorlar, bu doğaçlamaların arasında Mozart müziklerini ön hazırlık olmadan seslendirmek de vardır ama ikili yaptıkları işlerin sonuçlarından çok memnun kalırlar, konserler bittikten sonra McFerrin kendisi gibi Corea`nın da Mozart`ı seslendirmeye hevesli olduğunu bildiği için telefonla arar ve ona "hadi birlikte Mozart`ı kaydedelim" der. Aldığı cevap şaşırtıcıdır; "Hayır, Mozart`ı dolaba kaldırdım". Bir türlü ikna edemez, yıllar geçer, Bobby McFerrin 1994 yılında The Saint Paul Chamber Orchestra ile birlikte çalışmalara başlar. Aklında hala Mozart vardır, bir kaç ayda bir Corea`yı aramayı sürdürür ama her seferinde aldığı cevap aynıdır; "NO!". Nihayet, 1995 yılında Chick Corea San Francisco Senfoni orkestrasıyla beraber D Minor Concerto`yu seslendirir. İşin başında Bobby McFerrin vardır. Ferrin ile Corea sahnede birlikte yürümektedirler, Corea birden McFerrin`e dönerek ikinci bölümdeki aranın nasıl olması gerektiğine dair ateşli yorumlara girişir. McFerrin, Corea`nın tüm söylediklerini dinledikten sonra, "Hadi, gel artık bunun kaydını yapalım" der.

Albümün en başında yılları bulan süreç bize aslında bir kaydın oluşumundaki duygusal sürüklenmelerin ne denli yoğun bir döneme ihtiyaç duyabildiğini gösteriyor.


Pure... Jazz (4 CDs of the greatest jazz music of all time)

Sony firması bir süredir Pure... adı altında 4`er CD`lik müzik compilation serileri yayınlıyor. Bu seri klasik serilerden biri olmaya olmaya aday. Sadece jazz değil, serinin içinde Hip-Hop`tan, Disco-Funk, Mediterranean, Movies, Divas, Physhedelic Rock, 90s Dance Party, Blues, Brazil, Celtic, Crooners ve New Wave başlıklı türlere ait seriler yayınlanmış. Diğer türlere değil de biz gelin "Pure... Jazz" serisine yakından bakalım.

Derleme yani compilation seriler müzik yayıncılığında karışık süreçlerdir, normal albüm gibi müzisyenlerin kontrolünde olan çalışmalar değildir, tümüyle plak firmalarının kadrolu prodüktörlerinin yönlendirdiği, parçaların seçimlerinde uzmanlık gerektiren çalışmalardır. Derlemesini yapacağınız türü yakından tanımanız gerekir, önce masaya kriterlerinizi koyarsınız, dönemler, isimler, enstrümanlar, her neyse... Böyle sıralayınca size sonsuzmuş gibi gelen seçenek denizini andırabilir. Özellikle müzisyenleri iyi tanımanız gereken bir süreçtir. Müzisyenler ressamlar gibidir, aynen ressamların dönemleri olduğu gibi müzisyenlerin de farklı dönemleri, farklı müzikleri vardır. Ardından, seçerek bir araya getirdiğiniz müziklerin toplamda belirli bir müzikal çıtası olması gerekir, Miles Davis`in her döneminden seçimlerle derleme yapmak başka bir konsept iken, ustanın 1956 - 1966 arası on yıllık döneminden aldığınız parçaların yanına yapacağınız farklı müzisyenlerin müzikleri sizi belirli bir çizgiyi takip etmeye zorlar. Anlatmak istediğimiz böylesi detaylar...

Bir de, caz eleştirmenlerinin -en azından bir kısmının- kendince haklı nedenlerle derlemeler konusuna sıcak bakmadıkları bilinen bir gerçek, onlar müziği albüm bazında takip etmeyi tercih ediyorlar ama işe eğer dinleyici açısından bakarsanız özellikle caza yeni başlayan, bu müzik konusunda ilk iş olarak genel bir fikre sahip olmak isteyenlerin, bu ilk fikrin ardından devam edip etmeyeceklerine karar verecekleri çalışmalar da kuşkusuz böylesi serilerin iyi olanlarıdır.

"Pure... Jazz" işte böyle bir çalışma, ilk CD`yi takar takmaz cazın masmavi sularına girmiş oluyorsunuz. Miles Davis`in efsanevi So What`ı ile açılan albüm cazın en güzel çizgilerinden birini takip ediyor. Bud Powell`ın `Cover The Waterfront`undaki nefis piyanosuna Frank Sinatra`ın emsalsiz The Brooklyn Bridge`i eşlik ederken Bill Evans`ın trio tarihinin en güzel parçalarından biri Waltz For Debby çalmaya başlıyor... Astrud Gilberto`ya uzanıp Potneio`yu dinlerken ardından gelen rock`n roll swingli Ray Bryant`ın nefis Bryant`s Folly`si ile yüzünüzdeki tebessüm kalıcı mutluluğa dönüşüyor.

İşin en güzel yanı bu albüm müzik raflarında sizi bekliyor...


The Dave Brubeck Quartet; "Dave Digs Disney"

Sony Türkiye`nin müzik raflarına dağıttığı bir başka albüm var ki çok ilginç bir çalışma. Cazın yaşayan gerçek efsanelerinden 91 yaşındaki Dave Brubeck 1957 yılında prodüktörlüğünü bir başka efsane George Avakian`ın yaptığı Dave Digs Disney isimli bir albüm kaydeder. Avakian, 57 tarihli longplayin kapağında şöyle yazar; "Bir gün ofiste çalışırken telefon zır zır çalmaya başlar, aradan bir dakika geçmeden sekreterim kapıdan içeri girerek arayan Dave Brubeck, sizinle konuşmak istiyormuş der. Telefondaki Dave "Şu anda Disneyland`deyim, çocukları getirmiştim ama burası bana ilham verdi George, Disney filmlerinin müzik temalarından oluşan bir takım parçalar çalmak istiyorum, ne dersin?"

Tam anlamadığım için "nasıl yani" deyiverdim, o ise anlataya devam ediyordu; "Burası çok acaip bir yer, çok iyi fotoğraflar var burada..." anladığım kısmı özetle sorarak; "Yani Jazz Goes To Disneyland" mi demek istiyorsun?", "Evet, tam da öyle bir şey. Doğal bir albüm kapağı resmi, ben ve quartettimle birlikte çocuklar etrafta olacak" (Dave`in 5 çocucuğu vardı).

Bu albümün böyle bir başlangıç hikayesi var. Avakian`ın deyimiyle "Tam bir Brubeckian romantizmi". Bu durum bize aslında Dave Brubeck gibi bir müzisyenin kafasının nasıl çalıştığını göstermesi bakımından da ilginç bir örnek. Çocuklarını eğlendirmek için gittiği yerde bile beyninin ücra köşeleri aslında müzik için çalışmaya devam ediyormuş demekki. Çocukları ile eğlenirken bir yandan çevreden yayılan ilhamın müzik yansımasının peşinde koşuyormuş ve orayı terketmeyi bile bekleyemeden hemen bir telefon bulup fikrini yapımcısına açmak için fırsat yaratıyormuş...

Sony, albümü çift CD olarak yayınlamış. İlk CD albümün mono kayıt versiyonu. Tıpkı orijinalindeki gibi 6 parça var, sadece 2 parça onus olarak eklemişler. Diğer CD ise yine aynı albüm aslında ama bu kez stereo versiyon olarak çoğaltılmış. Stereo versiyon da aynı sayıda, yine 2 bonus tracks var, bu albüme ek olarak 5 adette parçaların alternatif kayıtlarını eklemişler.

"Dave Digs Disney"de Brubeck`e alto saksofonda yeri değişmez Paul Desmond eşlik ederken, ritm section ise basta Norman Bates, davulda Joe Morello var. Morello ile buluşmalarının ve albüme girmesinin de ayrı bir öyküsü var onu bu yazıya dahil etmek zor olur.

Albümün ilk LP`sinin kapak tasarımı nasıldı acaba? Merak edip arayıp bulduk, şu anda elimizdeki CD`nin kapağıyla aynıymış. Sony bu açıdan da orijinaline sadık kalarak çok doğru bir iş yapmış. Kapağın fonunda bildiğimiz Disney karakterleri çizim olarak yerlerini almış, kapağın altı kısmında Brubeck`in güneşli bir günde gülümseyen portresi var. Belki de Disney`de o gün çekilmiş bir resimdir, kimbilir...

Hani denir ya hep, caza yeni dinleyicileri nasıl kazandıralım diye, hatta çocukları, daha çocuk yaşta nasıl caz dinleyicisi yapabiliriz diye tartışır dururuz, işte bu albümden daha iyi bir örnek var mı? Bizce yok, varsa da bu da onların yanında en iyi örneklerden biridir. Eğer siz de çocuklarınızın kulağı daha küçükken caza aşina olsun istiyorsanız işte bu albüm tam arşivinize göre. İlk fırsatta satın alıp ailece dinlemeye başlayın...

Cazkolik.com / 11 Ağustos 2011, Perşembe

Kaydet

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.