Uluslararası ilk Çinli gitar sanatçısı olarak kabul edilen Xuefei Yang ile arkadaşımız Deniz Türkoğlu buluştu.

Uluslararası ilk Çinli gitar sanatçısı olarak kabul edilen Xuefei Yang ile arkadaşımız Deniz Türkoğlu buluştu.

Dinlediğiniz müzik genç ve güzel çinli gitaristin "Asturias" yorumudur.


Onun için New York Times “Albeniz’den Batı Pop’una oradan da Asya şarkılarına kadar uzanan repertuarını hassas müzisyenliği ve kusursuz tekniğiyle bizlere sunuyor” başlığını atmıştır. İstanbul Resitalleri kapsamında 14 Nisan günü konser verecek ünlü klasik müzik gitaristi Xuefei Yang ile çok özel bir röportaj gerçekleştirdik.

Çin’de müzik okuluna kabul edilen ilk gitarist olmasından tutun da Royal Akademiye kabul edilişinden; henüz 10 yaşında iken katıldığı festivalde sergilediği büyük başarı sonrasında İspanya’nın Büyükelçisi`nin ona hediye ettiği gitardan, 14’ünde Rodrigo’nun karşısında çalmasından ve bir gitarda büyük ustadan kazandığından, anlayacağınız hayatına ilişkin birçok özel konudan bahsettik Yang ile. 2005’te gösterdiği büyük başarılar sonrasında EMI Music ile anlaşma imzalayan sanatçı son albümü olan Rodrigo’nun Gitar Konçertosu ‘Concierto de Aranjuez`nu dinleyenlerin zevkine sunmuştur.

Deniz Türkoğlu


Xuefei yang: "Gitar çalmak benim kaderimdi ve bu gerçekleşti..."

Deniz Türkoğlu: Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz çok teşekkür ederim. Müziğe nasıl başladınız? Ailenizde sizi müziğe teşvik edecek bir rol model var mıydı?

Xuefei Yang: İlkokula başladığım dönem hiperaktif bir çocuktum. Ebeveynlerimin her ikisi de öğretmendiler. Eğer bir enstrüman çalmayı öğrenirsem, enerjimi ona kanalize etmeyi başarırsam sakinleşeceğimi düşündüler. Gitarın öncesinde akordeon çalmaya başlamıştım. Ama benim için çok bir büyük bir aletti ve çok fazla ses çıkarıyordu. Sonrasında ailem bana küçük bir gitar satın aldı ki bu durum onlara çok pahalıya geldi. Gitar kurslarına da okulumdaki gitar grubuyla başladım. 10 yaşıma geldiğimde fark etim ki ben profesyonel bir müzisyen olmak istiyordum artık. Ailemle hayatımı geçindirecek kadar para kazanıp kazanamayacağım konusunda hep tartışmalar yaşadım o dönemlerde. Neticede gitar çalmak benim kaderimdi ve bu gerçekleşti.

Deniz Türkoğlu: Diğer enstrümanlarla karşılaştırıldığında gitar sizin için ne anlam ifade ediyor?

Xuefei Yang: Gitar benim yoldaşım. İlk söylemek istediğim bu. Çünkü bir piyano gibi değil. Nereye gidersem gideyim gitarımı beraberimde götürebiliyorum ve bana yoldaşlık ediyor her konserimde. Ayrıca onunla aramızda bir bağ olduğunu düşünüyorum. Çünkü gitarı çalarken vücudunuza yakın tutuyorsunuz, size temas halinde olan bir enstrüman ve onunla müzik yaparken tek beden haline geliyorsunuz adeta. Lakin bunlara ek olarak şunu da paylaşmak isterim ki; enstrümanın ne olduğu esas konu değil çok fazla. Önemli olan içinizdeki müziği dışarı yansıtabilmeniz.

Deniz Türkoğlu: Size ilham herhangi bir veren müzisyen var mı?

Xuefei Yang: John Williams tabii ki de. O dönemler tahmin ederseniz ki albümlere bu kadar kolay ulaşılamıyordu ve babam radyo kayıtlarını benim için kaydediyordu. Williams benim için rol modeldi. Öyle ki rüyalarımda bile onunla tanışmak benim için hiç olası bir şey değildi. Ama kader bu ya, 17 yaşımda iken Pekin’de onun önünde çaldım. İlk başlarda çok heyecanlıydım. Bu durum beni kavradı ve müziğime de yansıyarak daha tutkulu çaldım. Sonrasında gördüm ki çalışımdan etkilendiği çok açıktı ve Avustralyalı ünlü gitar üreticisi Grag Smallman’in ona özel yaptığı kendi gitarını bana hediye etti. Benim için paha biçilemez bir andı.

Deniz Türkoğlu: Birçok ödülünüz var. Bunun yanı sıra akademik anlamda da dereceleriniz mevcut. Her iki alanda da bu kadar başarı sağlamak zor değil mi? Sonuçta yetişmeniz gereken konserleriniz ve kayıt bekleyen albümleriniz var?

Xuefei Yang: Aslında ben bunları birbirinden farklı durumlar olarak görmüyorum. Birinci kural müzik yapan kişinin yetenekli olması. İçinizde o kıvılcım varsa kader onu tutuşturmaya başlıyor. Devamında aldığınız eğitimle beraber yolunuza emin adımlarla devam ediyorsunuz. Örnek verecek olursam, konservatuara başladığım dönemde tek gitar çalan bendim ve kendimi diğer öğrencilerin arasında izole olmuş gibi hissediyordum. Bu durum beni daha da hırslandırdı ve onlara gitarımdan ne kadar da güzel sesler çıkabileceğini göstermek için çok çalıştım. Öğretmenim de gitardan keyif alıyordu ve eğitimimde yadsınamaz bir yere sahip oldu. Ardından uluslar arası doktora bursu kazanarak London Royal Akademiye kabul edilen ilk Çinli gitarist oldum. Orada birçok elit müzisyenle çalıştım ve bu benim müzik konusunda düşüncelerimi tamamıyla geliştirdi. Müzisyen olarak daha öğrenecek birçok şeyin olduğunun farkındayım. Yani her zaman yola devam.

Deniz Türkoğlu: Son dönemlerde Çin’de hem klasik müzik hem de caz müzik festivalleri düzenleniyor. Festivallere gösterilen bu ilgi için ne düşünüyorsunuz?

Xuefei Yang: Bu durumdan çok ama çok mutluyum. Çin çok büyük bir ülke, bir sürü konser salonu mevcut. Batının müziğini icra edebilecek yetenekli gençlerimiz bu konserlere büyük ilgi gösteriyorlar. Öyle ki elimden geldiğince bende onlara destek vererek, cesaretlendirerek yardım etmeye çalışıyorum. Artık aileler çocuklarını okullarda müzik eğitimi almaları yada enstrüman çalmaları konusunda teşvik ediyorlar. Giderek artan bu festivallerde bende sık sık müzisyen olarak yer almaya çalışıyorum. Şunu belirtmeliyim ki batının seyircisi yok orada. Her şey onlar için daha çok yeni ve zamanla bir düzen içerisine gireceğine inanıyorum tüm bu müzik etkinliklerinin. Ayrıca izlemeye gelenler arasından bir kişinin bir müziğe daha profesyonelce yaklaşmasını sağlayabilirsem ne mutlu bana.

Deniz Türkoğlu: Konserlerinizde kendi geleneksel melodilerinizi de çalıyor musunuz?

Xuefei Yang: Si Ji (Dört Mevsim) adlı albümümde Çin’in o eksantrik melodilerine de yer verdim. Tıpkı mevsimlerin çeşitliliği gibi müziğimde de çeşitlemeler sunmayı severim. İstanbul Resitalleri kapsamında vereceğim konserimin adı “From Bach To Brasil”. Gitardaki melodilerin %30 ‘u batı sesinde ama geriye kalanlar dünyanın her tarafından. Arap ezgileri de var Çin’de var. Dediğim gibi kendi kültürümden melodilerde sunuyorum konserlerimde. Ayrıca EMI Music etiketiyle çıkan “Romance de Amor” albümümde de klasiklerden, pop müziğe kadar uzanan şarkılar mevcut.

Deniz Türkoğlu: Klasik müzik konserlerinde dinleyiciye bir program verilir ve orkestra o sırayla takip eder programı. Hiç bu sıranın dışına çıkmayı düşündüğünüz oldu mu?

Xuefei Yang: Ara ara bunu yapıyorum. Listeden o an çalmak istemediğim şarkıları es geçiyorum ya da izleyiciler hangi melodilerde daha fazla tepki veriyorsa sonrasında da araya başka şarkılar ekliyorum. Olabildiğince sıra dışına ne kadar çıkabiliyorsa o kadar çıkmaya çalışıyorum anlayacağınız.

Deniz Türkoğlu: Günlük hayatınızda ne tarz müzikler dinliyorsunuz, gene klasik müzik mi?

Xuefei yang: Hayır, kesinlikle klasik müzik değil. Çünkü provalar, albümler sırasında çok fazla çalıp, duyuyorum klasik müziği. Biraz kendime alan bırakmam gerektiğini düşünerek günlük yaşantımda klasik müzik dinlemiyorum. Çoğu zaman caz müzik oluyor tercihim. Çünkü beni rahatlıyor, zihnim dinleniyor. Çok nadir olmak üzere de pop müzik dinliyorum.

Deniz Türkoğlu
14 Nisan 2011, Perşembe
[email protected]

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.