Yılın son, yılın ilk PUL`ları

Yılın son, yılın ilk PUL`ları


Sizce bu yıl yerli cazda kaç albüm yayınlandı?

2019`da yayınlanan yerli caz albümleri?


İki hafta önce pazartesi, yedinci kez gerçekleştirdiğimiz Best of 2019 dosyası yayına girmişti, geçen hafta yine pazartesi ikinci dosyamız yayına girdi; Bu yıl yayınlanan caz ve türevleri albümler... Böyle arşivleri şahsen önemsiyorum. Hep söylediğim şu ki iletişimin bunca geliştiği düşünülen, internetin hayatın her alanını kapladığı bir dönemde bence tersine iletişimsizlik had safhaya vardı. Bunun türlü sebepleri var şüphesiz ama şunu bir düşünün, yıl içinde yayınlanan caz albümlerinden yeterince haberdar oluyor musunuz? Buna evet diyeceğinizi sanmıyorum. Bu kadar emeğin hakettiği bir durum değil, eminim müzisyenler de şikayetçidir. Cazkolik Best Of’ları hazırlarken yazar dostların şikayet ettiği şeylerin başında yayınlanan albümlerin neler olduğunu yeterince bilmemek, duymamak geliyordu. Eskiden albümler birer adet adreslere postalanır ve birebir iletişim gerçekleşirdi, artık dijital yayıncılığa geçtiğimiz için adreslere postalanacak bir şey yok ama müzisyenler ve firmaları çıkardığı albümleri bazen bülten olarak gönderiyor, daha ziyade gazetelere gönderiliyor ve onlar da yayınlamıyor. Kendi sosyal medya hesaplarından duyurmaları da yeterli olmuyor. Neyse uzatmıyım, böyle bir ortamda yılın tamamını görmek açısından yıl içinde yayınlanan albümleri listelemek faydalı olur umuyorum. Meraklısı listeye buradan baksın.


Yeni dönem `compilation`lar nasıl olmalı?




Derlemeler böyle olmalı



Anlaşılması zor başlık oldu, gelin açıklıyım. CD`lerin yayınlandığı dönem firmaların en sevdiği albüm türü arasında ‘compilation’ yani derlemeler gelirdi. Prodüksüyonu kolay, hızlı, ucuzdu. Belli bir tarzda farklı albümlerden müzikleri bir albümde toplardın. Buddha Bar serisiyle doksanlarda derleme albümlere dair yeni bir yaklaşım gelişti, bu yaklaşım bugüne kadar sürdü. Raf satışının sona erdiği bu dönem geleneksel ‘compilation’ların da önemi azaldı ama yine geleneksel başka bir yaklaşımın bu tarzın yerini daha yaratıcı şekilde alacağına inanıyorum, bunu da bir albümle örneklendiriyorum; “Madera Latino: A Latin Jazz Interpretation on the Music of Woody Shaw”... Trompetçi Woody Shaw’un müziğine dair latin yorumlarla dolu bu albüm prodüksüyonlu derleme yaklaşımının yaratıcı ve başarılı hali. Trompetçi Brian Lynch’in yaptığı bu albüm farklı müzisyenlere Shaw’un müziğinin kapısını aralamış ve ortaya enfes müzikler çıkmış. Derleme mi? Evet, mükemmel bir derleme! Orijinal mi? Tabii ki. Üstelik bu sanatçılarla turneye çıkarak müthiş konserler de verebilirsiniz.


Yılı kapatan albüm!





Yılın bitimine bir hafta kala çıktı!



Cazda hâlâ geçmişi keşfediyoruz. Bu iş hiçbir zaman tamamıyla bitmez, mutlaka bir yerlerden yeni bir şeyler çıkar. Chet Baker ile ilgili 5 albümlük bu set yılın son günlerinin sürprizi oldu. Oldukça sade bir kapak tasarımı yapmışlar. Chet dediğinde herkes anlar, altında bir nevi imza gibi görünen stilize bir trompet çizimi var. Bu albümle ilgili notlar arasında daha önce aklıma gelmeyen bir bakış açısı ilgimi çekti. Dönemin tüm müzisyenleri caza o dönem hakim olan hard bop yaparken Chet tersine kendi bildiği müziği yapmaya çalışıyordu. Hatta, Ethan Hawke’nin hayatını oynadığı filmde sanki bu detaya değinen sahneler de vardı. Gerçi o filmde bir müzik tavrından ziyade korku derecesinde çekindiği iki kişi olan Dizzy ve Miles’dan bahsediyordu, hatta ikiliyi de biraz fazla karikatürize etmişlerdi diyebilirim. Bu yeni albüm Chet Baker’ın 1958-59 yıllarında dönemin ünlü firması Riverside’da yaptığı kayıtları içeriyor. Türkiye’de hatırı sayılır Chet hayranı var. Benim ölçüm mesela bizim Facebook grubundaki paylaşımlar. En çok paylaşılan isimler arasında başta gelir. O dönemi düşününce, Chet Baker’ın mükemmellik takıntısı ve söyleme kurallarını boşverin şarkı tarzı önemli bir yenilikti, kırılgan ve narin kişiliği de dinleyicilerde korunması gereken bir sanatçı etkisi yarattı, bu etki hâlâ onu sarıp sarmalıyor.


İşte bize yeni bir keşif alanı




On yıl deyip geçmeyin, bilmediğimiz ne albümler çıktı



Doksanlar nasıl da giderek uzaklaşıyor. Seksenlerden bahsetmiyorum bile. İkibinli yıllarda dünyaya gelmiş gencecik çocuklar artık hayattaki rollerinin peşinde. Televiziyonlarda doksanlar diye konuşanların hepsi orta yaşlı insanlar. Bunlar bir tarafa, anlaşılan doksanlarda icra edilen cazı şöyle detaylı keşfetme zamanı geldi. 1990 dediğinde üzerinden 30 yıl geçmiş oluyor. Bugünden bakınca her şeyiyle retro bir hal almaya başladı. Benim gözümde sanki seksenler bitmemiş gibi bir hali var o ilk yılların, doksanların bir ruhu varsa eğer damgasını 1996’dan sonra vurmuş olmalı. Seksenlerin sonundan itibaren Hip Hop ile cazın aynı kökenden beslendiklerini keşfetmek önemli bir konu. Hâlâ üzerine çok fazla yazılıp çizilmiş değil. Sadece Buckshot LaFonque gibi grupların müziklerine bakışla dahi çok şey yeniden hatırlanabilir. Bu dönem bir çeşit Post Andy Warhol dönemidir. Güçlü bir yeni görsel estetiğin müzikle bütünleştiği bir dönem. O dönemin cazını Keith Haring gibi sanatçıların çizimlerini bilmeden anlamak mümkün değil. Bunu popüler kültürden Michael Jackson gibi bazı ikonlarla örtüştürmek de mümkün, bizdeyse, gelecek yıllara damga vuracak Yonca Evcimik’li pop patlamasının ilk işaretleri kadar Ahmet Kaya da dönemi belirler.


Feridun Ertaşkan


Cazkolik.com / 30 Aralık 2019, Pazartesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.