Bir takım notlar

Bir takım notlar

 

Haftayı kapatıyoruz. Kapatırken bazı notlar eklemekte fayda var. Taa ilk PUL'da bu köşenin ilham kaynağının Nat Hentoff'un uzun yıllar önce başlayıp kesintisiz sürdürdüğü köşesi olduğunu söylemiştim. Aynı yolda devam.  ♦  İngilizlerin ünlü Mercury ödülleri sahiplerini buldu. İstanbul'da izlediğimiz Moses Boyd "Dark Matter" albümüyle kazananlardan. Bu bilgi kime lazım olur bilmiyorum ama bir köşede dursun. Daha önemlisi şunu söyliyim, bizde ödül geleneği hiç oturmadı. Grammy, Mercury gibi müzik sektörünün genelini kapsayan ödül sistematiği değerli ama bu fikri hayata geçirecek pek kimseler yok, olacağa da benzemiyor.  ♦  Diana Krall'un yeni albümü "This Dream of You" çıktı. İlk albümünde yakaladığı havayı sürdüremiyor. Sürekli kendini tekrar, sürekli kısık gözlerle kameralara bakan havalı sarışın pozlar bir yere kadar, sonra gelip işte bu albümdeki gibi takılıp kalıyorsun. Ne repertuvar yeni, ne icra, ne düzenlemeler de yenilik, kasnak boşa dönüyor.  ♦  Salgın dönemi bir kısım sanatçı elindeki çeri çöpü bize albüm olarak yutturuyor mu diye düşündüm doğrusu. Konser yok, festival yok, stüdyoya giremiyorsun, ne yapıyım, internet performansları bir yere kadar, hadi arşivi karıştırayım, oo burda üç-beş kayıt kalmış hadi hoop albüm. Dinleyiciler dikkatli olsun bu dönemde elindeki müzikal çöpü üzerimize boca eden çok çıkıyor.  ♦  Sanatçılar böyle yapıyor da firmalar fırsatı kaçırır mı. Kaçırmaz tabi. Onlar da yüzyıldır çıkan malzemeyi tekrar havalandırıp sevimli görsellerle yeniden satmaya çalışıyor. Dinleyiciler bunlara karşı da dikkatli olsun.  ♦  Son not Rolling Stone dergisinin Temmuz sayısında geniş yer verdiği "American Uprising" dosyası olsun. Burada ana haberlere yansıdığı kadarıyla izlediğimiz polis şiddet sarmalı orada kıyametler koparıyor. Dergi bu yaşananları anlatan bir dosya hazırlamış ama benim değineceğim derginin kullandığı fotoğraflar. Müthiş iş çıkarmışlar. Basılı dergiciliğin farkını göstermişler.

 

Cazkolik.com / 26 Eylül 2020, Cumartesi

 


 

Dave Brubeck'in ölümünden 8 yıl sonra yeni bir albüm

 

 

Haftanın sürpriz haberi 2012 yılında 92 yaşında ölen caz efsanesi Dave Brubeck'in 2010 yılında torunları için kaydettiği müziklerden oluşan albümün çıkması oldu. Brubeck albümdeki müzikleri torunlarına hediye olsun diye kaydetmiş. Brubeck'in çocuklarla arası hep iyi olmuştu. Çocuk seven biri belli ki zaten bildiğim 4 ya da 5 çocuğu vardı ve uzun yıllar önce çocuklar için ilk albümü yine Brubeck kaydetmişti, hatta hikâyesini Cazkolik'te bir yerde yazmıştık. Çocuklarıyla Disneyland'de gezerken aklına gelen bu fikri hemen prodüktörü Avakian'a telefonla söylemiş ve albüm çıkmış. Brubeck albümde sevilen çocuk şarkıları ve bir kısım standartları kaydetmiş ve yukarda gördüğünüz görselle albüm "Lullabies" adıyla yayınlandı. 'Brahms Lullaby', ‘Going to Sleep’, ‘Lullaby For Iola’, ‘Koto Song’, ‘Softly, William, Softly’ ve ‘Briar Bush’ isimli parçalar var albümde. Brubeck müzikler için 'bunların bazıları tanıdık gelecektir hatta bebeklere de hitap edebilir, umarım benim gibi dede ve nineler de dinlemekten zevk alır' demiş kayıtlar için.

 

Cazkolik.com / 25 Eylül 2020, Cuma

 


 

Çağdaş anlamda halk türkülerini yorumlayan ilk ozan; Ruhi Su

 

 

Ruhi Su'nun alışılageldiklerin dışında bir fotoğrafı. 1940'ların başları. ankara'daki evinin önü. Fotoğrafta kedisi ve köpeğiyle birlikte. Fotonun üzerinde 'üç arkadaşız bir orduya yeteriz' yazıyor. NTV Tarih dergisinden alınma.

 

Sosyal medyada anmalar yapıyoruz, paylaşımlar havada uçuşuyor ama tek bir paylaşıma sığdırdığımız insanları ne kadar tanıyoruz? Özellikle genç nesiller için bu soru daha değerli. Geçtiğimiz günlerde Ruhi Su anıldı. Ülkemizin çağdaş anlamda halk türkülerini yorumlayan ilk ozanı. Biyografilerde haklı olarak muhalif kimliği öne çıkar ama bu sanatının önemine haksızlık olur. Van’da dünyaya gelmiş, Ermeni tehcirinde ailesini kaybetmiş, ordan oraya derken Adana’ya sürüklenmiş, Fransız işgali sonrası Toroslara göçetmiş, öksüzler yurduna verildiğinde henüz 10 yaşında bir çocuktan Türkiye’nin en önemli çağdaş türkü ozanına dönüşmüş bir büyük sanatçı. Dünyada nadir rastlanan bas bariton sesle sazın biraraya geldiği, beraberinde güçlü bir devrimci kimliğe sahip sıradışı bir sanatçı. En başta bir adı dahi yok Ruhi Su’nun. Adana’da doktorlar koyar adını Ruhi diye. Aklındaki tek şey müzik okumak. Sesini bilen okuldan arkadaşları ve hocaları Ankara’ya git diye tutturur. Ankara Müzik Okulu derken konservatuvardan 1942 yılında opera sanatçısı olarak mezun olur. Devlet memuru olarak operadan emekli olmak varken zor olanı seçer. Radyolarda türkü söylemeye başlar ama düşünceleri başına iş açar. 1952 yılında opera ve radyodan koparılır. 1957 yılına kadar hapse tıkılır. Sonradan devletin değilse de halkın sanatçısı olur. Peki bu halk Ruhi Su’yu ne kadar tanıyor işte o meçhul. Halk türküleri üzerinden müthiş kültürel bir keşifçi. Dönemindeki sanatçıların çoğu türküleri alışılageldik anlayışla yorumlarken Su’nun yaptığı bambaşka bir şeydir. Sonraki yıllarda kurduğu Dostlar Korosu ile adı ve müzikal mirası bugüne kadar gelir. Bugün Yunanlar Theodorakis’i nasıl bağrına basıyorsa bizim de Ruhi Su’yu öyle sahiplenmemiz, belgeseller çekip, kitaplar yazmamız, programlar hazırlamamız, adına ödüller açmamız lazım. En azından kimliğini, mücadelesini sahiplenen sol kesimin bunu yapması lazım, yıl dönümlerinde cılız bir anmayla olmaz. Kurumsal hesabından CHP bile mesaj paylaşmıyorsa Ruhi Su gibi bir sanatçıyı gelecek nesiller nasıl hatırlayacak?

 

Cazkolik.com / 24 Eylül 2020, Perşembe

 


 

Aydın Esen’in ilk dönem albümleri 30 yaşını aştı

 

 

Esen’in kayıtlara geçen ilk albümü 1988 tarihli “Trio!” adını taşıyor. Sonunda ünlem var. O yıl kaset olarak basılmış bir albüm. Sonradan CD’si basıldı mı bilmiyorum ama dijital platformlarda bulamadım. Keşke olsa. Kapağında 3 as iskambil var. Naif bir kapak. Basta bir efsane Eddie Gomez, davulda İtalyan Marcello Pelitteri, klavye ve sintilerde Esen var. Bu PUL yayına girdiği gün John Coltrane’in doğum günü. Az bilinen bu albümün son parçası Esen bestesi 9 dakikalık bir Coltrane tribute; “A Song for Coltrane”. Bir yıl sonra “Pictures” çıktı. Çoğu cazsever Esen’in ilk albümünü bu kayıt zannedebilir. Bu albümler sonradan yayınlandı mı bilmiyorum ama Türkiye’de çıkmadı diye biliyorum. USA, Germany, France vs. bu ülkelerde çıktı “Pictures’da tuşlularda Esen, davulda Can Kozlu, basta Peter Herbert, vokalde Randy Kartiganer, gitarda Mick Goodrick, saksofonda George Garzone ve perküsyonda Mike Ringguist var. Müthiş bir kadro. On parçanın üçü hariç tamamı Esen bestesi. Bu albüm de dijital platformlarda yok. Esen aynı yıl, yani 1989’da bu kez Fransa’da bir albüm daha yayınlamış. “So Many Lifetimes” adını taşıyan albümde Fransız saksofon ustası Francis Bourrec öne çıkıyor. Basta yine Peter Herbert, davulda Can Kozlu, vokalde Randy Kartiganer. Bu albüm de dijitallerde yok. Esen’in 30 yılı aşan albümler serisinin sonuncusu ise -en azından bildiğim kadarıyla- önceki iki albümün çekirdek kadrosu olarak bu kez bırakalım başkalarını gelin kendimiz çalalım demişler ve davulda Can Kozlu, basta Peter Herbert on parçalık bir trio albüm kaydetmiş. Albümde sadece “Pictures” önceki albümlerden birinde çalınmış, diğerleri farklı kayıtlar. Sadece bu albüm dijitalde var. Sözün özü; Esen’in ilk dönem albümleri 30 yılı aştı ve bu albümlerin sonuncusu hariç hiçbiri dijital platformlarda yok. Baskıları bulunur mu Akmar’a bakmak lazım. Caz dünyamız Esen’e dair övgüde bonkör, eleştiride çekingendir ama Esen’in kayıtlarına erişim bakımından kariyerine karşı daha özenli olması gerektiği kesin.

 

Cazkolik.com / 23 Eylül 2020, Çarşamba

 


 

Ya Miles Davis ile Jimi Hendrix birlikte müzik yapsalardı?

 

 

Eminim bu soru çok kez sorulmuştur ama ikilinin böyle bir planı olduğunu zaten biliyoruz. Mesela, Hendrix'in Miles'ı Paul McCartney ile bir süper grup kurmaya özendirdiği de konuşulanlar arasında. Şahsen benim açımdan McCartney'den hiç hazzetmeyen biri olarak iyi ki yapmamışlar. Jimi Hendrix ile Miles Davis’in arkadaşlığı biyografi yazarlarının özel dikkat ettiği konudur, nedeni biri cazın, diğeri rock müziğin iki efsane ismi olması. Aralarında 16 yaş fark var. Hendrix ünlü olmaya başladığında Miles zaten dünyaca ünlüydü ama yaptığı müzikten tatminsizdi. Caz çevrelerinde efsaneydi ama hayatın kalanında siyah bir adamdı sadece. Miles’ı Jimi’nin müziğiyle tanıştıranın o sıra evlendiği 20 yaş genç karısı Betty Mabry olduğu söylenir. Cazda bulamadığını Hendrix’in müziğinde buldu. Jimi ile tanışmak istiyordu. Sadece müziğine değil kılık kıyafetinden cazibesine her şeyine hayrandı. Sadece Jimi mi, o sıra Sly Stone, James Brown gibi müzisyenler de ilgisini çekiyordu, yani, caz dışı yeni parlayan starların farklı bir müziği ve havası vardı. Biyografi yazarları ikisinin ne zaman tanıştığından emin değil. Hendrix, Miles’ın “Kind of Blue” albümünü beğenmişti, Miles ise Hendrix’in o sıra çıkan albümünü. İkilinin beraber çok vakit geçirdiği biliniyor. Dave Holland, Hendrix’in Miles’ı müziğini yaratma biçimi dahil birçok yönden etkilediğini söylüyor. Tam o yıllarda efsanevi Woodstock festivalinde çalınan müziklere bakın, bir de Miles’ın o sıra çıkan “Bitches Drew” albümündeki müziklere. Quincy Jones da anılarında ikiliden bahseder, hatta, Jones o sıra çıkardığı albümde muazzam bir karma kadro buluşturmuştu, en çok istediğiyse Hendrix idi ama albüme onu dahil etmeyi bir türlü başaramadı. Bu konuda son not ise geçtiğimiz hafta 74 yaşında ölen ünlü caz eleştirmeni ve tarihçi Stanley Crouch’a dair olsun. Crouch o dönem Miles’ın albümünü ‘caz tarihinin en parlak satışı’ ve ‘hain’ olarak nitelendirmişti. Miles hem eleştirmenleri hem cazseverleri ikiye ayırmıştı. Son anda aklıma bir not daha geldi. Columbia firmasının prodüktörleri Miles'ın Hendrix ile yakınlığını görünce Miles'ı dönemin ünlü rock müzisyenleriyle biraraya getirmek için çok çırpındı ama Miles'ın 'o uzun saçlı çocuklarla çalmaya hiç ilgi duymuyorum' dediğini biliyoruz. Miles'ın ilgisi Hendrix, John Mcaughlin gibi bir avuç isme idi. Çoğu tarihçi Miles'ın Hendrix'in ölümüne çok üzüldüğünü yazar, bu tahmin edilmeyecek bir şey değil, aynı tarihçiler eğer Hendrix hayatta olsaydı ve ikili birlikte çalsaydı nasıl olurdu diye de düşünür, Miles'ın vizyonerliğinin ikilinin müziğini nasıl şekillendireceği müzik tarihinin muammalarından biri olarak kalacak.

 

Cazkolik.com / 22 Eylül 2020, Salı

 


 

Cazda protestoların değişen doğası

 

 

George Floyd'un öldürülmesinden beri aklımı altmışlarda (hatta daha önce) başlayan eşit haklar hareketinin geldiği son durum ne sorusu kurcalıyordu. Amerikalı siyahlar altmışlarda oldukça politizeydi. Bir nesil hep öyle kaldı, ilk fırsatta sokaklara taştı ama sonradan uyumluluk artmış, herkes değilse de önemli bir kesim siyah sisteme entegre edilmişti. JazzTimes dergisinden basçı/besteci Melvin Gibbs'in 'Cazda protestoların değişen doğası' başlıklı yazısına kadar aklımdaki bu sis dağılmamıştı. Melvin Gibs'in söyledikleri önemli. Gibs çok uzun yazarak yaşananları özetlemiş, burada aktarması zor ama Floyd'un ölümünden birkaç gün sonra olayın meydana geldiği yerde kendiliğinden toplanan yüzlerce insanın -ki aralarında çok sayıda müzisyen de varmış- gösterilerini takiben müzisyenler bir performans gerçekleştirmiş. Gibs bu performans için 'ben aslında ona performans demezdim, avcı/toplayıcı tür olarak insanın avlanmadan önce meydan okuması ve enerji toplaması için yaptıkları ritüele daha yakındı' demiş. Çoğu siyahın aklında olan şu diyor Gibs; "Yaşanan bu aşırı örnek gösterdi ki polis artık bizi korumuyor ve bu beyazların da farkına vardığı bir durum". Gibs, yazısının devamında caz tarihiyle paralel ilerleyen haklar hareketinin tarihine ayrıntılı yer vermiş. Gibs, bebop'ın kalbindeki isyankârlığı da buna bağlayarak kendisi gibi düşünen müzisyenlerden örnekler veriyor. Cazın ilk yıllarında beyazların kullandığı 'uyumsuz müzik' tabirinin küstahlığından dem vururken swing dönemde müziğin kibar olma/beyaz topluma uyma çabasını gülünç buluyor. Aynı uyumsuzluk altmışlarda free jazz, spiritual jazz gibi değişik isimlerle geri gelmişti.

 

Feridun Ertaşkan

 

Cazkolik.com / 21 Eylül 2020, Pazartesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.