Cazın sınırlarını belirsizleştiren müziğiyle Graham Haynes, elektronik elementlerle dünya müziğini aynı kozanın içinde yeniden yaratıyor...

Cazın sınırlarını belirsizleştiren müziğiyle Graham Haynes, elektronik elementlerle dünya müziğini aynı kozanın içinde yeniden yaratıyor...

Bu yılın Akbank Caz Festivali’nin programının ilgi çekici isimlerinden Graham Haynes için okuduğunuz satırları yazmaya oturduğumda söze nasıl başlayacağım konusunda kafamda kuşkular vardı. Haynes’in müziğini doğrusu az tanıyordum, öyle uzun boylu albümlerini alıp alıp dinliyeyim diye özel bir isteğim olmadı ama merak insanın kurdudur derler, aklımda kalan Miles soundlu bir kornet sesi dışında özel bir etki yoktu ama son bir kaç gündür bu yazıyı yazmak için dinlediğim albümleri arayı çabuk kapatmamda oldukça etkili oldu... Sonuçta karşımda duran ’şey’ ise yaşadığı evrenin içinde üretilen türlü çeşitli seslerle beslenen, kendi müzikal kozasını kimi zaman ürettiği, kimi zaman ödünç aldığı, kimi zaman da ’üflediği’ seslerle örmeye çalışan bir müzisyen oldu.

Belki sonda söylemem gereken şeyi baştan söylemek daha dürüst olacaktır, eleştirmen Dave Lynch’in söylediklerine tamamen katılıyorum; "Tümüyle kökeninde Miles etkisi olan horn cümleleriyle harmanlanan tekno ritmlere, ’world music’ katkısı, bilgisayar kökenli ’sonic’ eklentiler ve kimi albümlerinde sıklıkla kullandığı güçlü klasik müzik temaları", -örneğin Wagner’in "Parsifal"inin final sahnesi gibi- günümüzün modern dünyasının bir çeşit yansımasına karşılık gelen bu post-modern kaotik karmaşadan ürkütücü bir sonuç çıkabileceği gibi Graham Haynes’in müziğinde olduğu gibi dinleyeni şaşırtan sonuçlara da varılabilir.

Sizin için hangisinin karşılık geldiğine kendinizin karar vermesi lazım... Sentetik sesler dışavurumcu bir ifadeye sahip olabilir. Haynes, elektronik sesleri kendi müziğinin arka planı için kullanmıyor, bilakis çoğu zaman müziğinin merkezine alıyor.

Oysa Graham Haynes, Roy Haynes gibi bir caz efsanesinin oğlu olarak kuşkusuz çok daha az sorunlu bir yolu seçebilirdi. Geniş bir caz çevresinin içinde, hatta sadece babasının değil, adeta diğer büyük caz müzisyenlerinin de oğlu olarak büyüdüğü çevrede bu onun için hiç de sorun olmazdı. Elbette herkes, hayatı kendi seçimleriyle yaşar, bir anlamda, müzisyen olması kaçınılmazdı ama babasıyla birlikte daha sık sahne alabileceği bir müziği kendi çizgisinin izdüşümünde görmedi belli ki.

1960 yılında New York’da dünyaya gelen Haynes, Queens College’da armoni ve teori okuduktan sonra o yıllarda elektronik müzik profesörü olan Robert Moog’un elektronik ile klasik müziğin dokularını iç içe geçirme teorileriyle yakından ilgilenmeye başladı. Bu, avantgarde cazdan daha farklı bir deneyimdi... 1979 yılında tanıştığı saksofonist Steve Coleman ile "5 Element" isimli grubu kurdular, ardından gelen M-Base Collective’in de ilk hali sayabileceğimiz ekip New York’lu bir grup yaratıcı müzisyenin heyecanına sahipti.

Seksenlerin sonunda Paris’e taşınan Haynes, Paris’in Afrikalı Arap ve Güney Asyalı kozmopolit ortamından hayli etkilendi. Üç yıl boyunca burada Afrika ve Asyalı müzik ustalarıyla birlikte çalıştı, bu arada PolyGram Records / Paris için bir albümde kaydetmeyi ihmal etmedi.

1993 yılında yeniden New York’a dönen Haynes ’sampling’ ve hip hop üzerine çalışmaya başladı. Bu dönem kaydettiği albümü "Transition" müzisyen olarak içine girdiği dünyadan çıkardığı analitik sonuçlardır. Bu adımın bir sonraki aşaması ise "Tones for the Twenty-First Century" isimli albümü olacaktır. Bu albümünde ses efektlerini, işlenmiş doğal sesleri, insan seslerini ve çeşitli müziklerden alınan örnekleri elektronik katmanlarla yeniden kurguladı. Ortaya çıkan sonuç kimilerince hayranlık vericiydi.

Bu tutkusunun karşılığını 2000 ve 2003’te iki kez "Alpert Awards for he Arts" ödülüne aday olarak aldı. Babasıyla hiç çalmadı demeyelim, o da yanlış olur. Ed Blackwell, Abbey Lincoln, Pharoah Sanders, Jaki Byard, Sting, Don Byron, Greg Osby, Geri Allen gibi bir çok majör isimle birlikte pek çok kez sahne aldı.

Bugünden geriye dönüp baktığımızda karşımıza çıkan portre her ne kadar elektronik müziğin içindeyoğrulan bir kariyer gibi gözükse de caz ve modern müziğin derinlemesine uzanan ve ucunun gözükmeyeceği günümüzde artık belli olan sonsuz çizgisinde öncü bir rol üstlendiğini söylemeliyiz. Bir yanıyla da Graham Haynes’in yaptığı müziğin tüm performans sanatları için de çok ikna edici sonuçlar verdiğini eklemeden geçmeyelim.

Graham Haynes’i sahnede izlerken bu satırları da aklınızın bir köşesinde tutarak dinlemenizi öneririm.

Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 27 Eylül 2010, Pazartesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.