Hans Zimmer Movie Soundtrack Contest`e katılan Buğra Balcı süreci Beliz Hazan`a anlattı.

Hans Zimmer Movie Soundtrack Contest`e katılan Buğra Balcı süreci Beliz Hazan`a anlattı.

Bas sanatçısı olarak Buğra Balcı ile yaptığımız bir çok söyleşiden sonra sevgili Buğra bu kez yeni sürprizleri ve müzisyen kimliğindeki değişimleriyle bize bir kez daha merhaba diyor... Yer yine New York... Buğra`nın müzisyen olarak yaşadığı ve bizzat kendi ağzından anlatığı değişimini Cazkolik okurlarıyla paylaşmak istiyorum. Veee... bu sürecin en önemli kısmı ise Buğra`nın uluslararası bir yarışmaya muhteşem bir besteyle katılıyor ve dahası siz okurlarımızın da oylarını bekliyor olması... Bütün ayrıntılar röportajın satırlarında gizli...

Beliz Hazan

Cazkolik.com


"Hans Zimmer Movie Soundtrack Contest"e

katılan besteci ve müzisyen Buğra Balcı

arkadaşımız Beliz Hazan`a hem müzisyen

kimliğindeki değişimi ve gelişmeleri, hem de bu

önemli yarışmaya katılma sürecini anlattı.

Beliz Hazan: Buğra son zamanlarda ne yapiyor? Kitaplar, performanslar veya başka, bambaşka sürprizler mi var yoksa?

Buğra Balcı: “Kitaplar” ve “radikal bir karar” diyelim...

Beliz Hazan: Buğra bu sefer radikal bir portreyle karşımızda. Takip edenlerin yakından bileceği üzere tanıştığı ilk enstrüman olan piyanoya geri döndü. Geri döndü derken hataya şans tanımamak lazım. Tanıştıktan sonra aslında hiç ayrılmamıştı ondan. Teknik ve bilgi anlamında üzerine çalışmayı sürdürmekten vazgeçmedi. Müzisyen obsesyonu diyelim...

Buğra Balcı: Çalışmaya, öğrenmeye, daha da, çok daha da derini anlamaya aç bu obsesyonun Buğra’ya gerçek müzik sanatını tanıştıracağı onunda ötesinde bas gitarın yetersiz kalan anlatım olanaklarını birkez daha karşısına çıkaracağı kimileri tarafından öngörülmüştü yıllar önce. Round Midnight’ı solo piyano kaydedip rahmetli öğretmenime dinlettiğimde cevap kısa ve netti. “Sen benim kontrbas öğrencimsin. Bu güzel. Fakat ben sende bir bassist geleceği görmüyorum malesef. Piyano senin geleceğin. Bir öğretmenim vardı büyüdüğüm şehirde, o demişti dersin ilerde; Kürşat And."

Son iki yıl beste çalışmalarıma ağırlık verdiği ve sonucunu hızlı alıp bestelerimin seçilip New York, Chicago, Los Angeles’ta seslendirilmeye başladığında bas gitarın limitli fiziksel yapısından daha da uzaklaşmaya başlamıştım. Glenn Gould analizi ve barok müzik doğaçlama çalışmaları beni bambaşka bir noktaya götürdü: Müzik Sanatı.

Müziğin ne demek olduğunu o zamanlar anlamaya başladığımı düşünüyorum. Onun öncesinde gayet bambaşkalarını çaldığımı kabul ediyorum. Yanlış anlaşılmasın. Burası önemli. Başka biri gibi olmak için değil fakat “Buğra iyi bir müzisyendir.” cümlesini duyabilmek ve doğru yolda olduğuma birkez daha inanmak için bu cümleyi aslında kolayca duyabileceğim bir yolun zirvesinde müzikten de kendimden de bir o kadar uzak olduğumu anladım. Yani müziğin ne demek olduğu aslında çok da önemli değil, sen ne demek istediğini, kim olduğunu bilmedikçe.

Kararın ardından yine benim gizli servis çalışmaya koyuldu ve Chopin etudeler, Schoenberg piyano konçertosu gibi teknik anlamda zihnimi parmaklarıma yansıtmamı sağlayacak yeni çalışma ağlarıyla örmeye başladım yeni hayatımı. Evet, gizli servis çünkü bu gibi içsel süreçleri annem dahil kimse bilmez.

Yazdığım dört kitap işte bu gizli servisin ürünlerinden. Burada bir itiraf daha geliyor: Bu dört kitap da aslında benim çalışma notlarımdır. Dört kitap da bir seferde yazıldı. Yazmamdaki amaç ise hem eksik olduğunu düşündüğüm kaynakları ortaya koymak, hem de o kişisel çalışmaları kalıcı yapmaktı. Dediğim gibi, tüm kitaplar tek bir nota geriye alınmadan, değiştirilmeden, doğaçlama halinde yazıldı.

- The Virtuoso Basisst in 14 Melodic Baroque Etudes 30 sayfa; 11 gün.
- The Virtuoso Basisst in 56 Partitas 256 sayf; 13 gün.
- Baroque Etudes for Clarinet 34 sayfa; 8 gün.
- The Virtuoso Pianist 10 Contemporary Studies 28 sayfa; 1,5 gün.

Fılsıtıları duyar gibiyim ama hemen aydınlatıyorum sizi. Kitapların yazıldığı gün sayısının kısalığı “ben bir dahiyim” demek için değil, sürecin doğallığını göstermek için. Kitapların aslında benim günlük çalışmalarımın resmi birer kopyası olması hem neler üzerinde durduğumu, hem de nasıl bir süreçten geçtiğimi açıkça göstemek için. Ben de meraklı biriyimdir bu arada. O nedenle yalnızca müzisyenlerin değil yazar ve ressamların çalışma notlarını edinmeye çalışırım. Çünkü “olmuş” beni o kadar ilgilendirmez. O, olmuş zaten. Alkışlayabilirsin yani işin özü; beni mimarisi ilgilendirir.


Projeler, projeler:


Beliz Hazan: Piyanist ve besteci Buğra Balcı üç projeyle yola devam ediyor. Opus 3 Jazz Trio, Monochrome Rhodes-Drums duo ve solo piano...

Buğra Balcı: Opus 3 piyano, kontrabas ve davuldan oluşmakta. Geleneksel caz trio formatından ayrılan yanı ise içinde Türk müziği motifleri taşıması. Bununla beraber klasik müzik dokusuna sahip.

Monokrom bir Rhodes ve davul duo. Kısa temaların geniş doğaçlamalara yer vermesiyle karşımıza New York’un aceleci, sıkışık yaşam sürecini içinde barındıran bir etki çıkıyor.

Solo piano projesiyse benim için bambaşka bir yerde duruyor. Tüm müzikler güzel tabii ki fakat solo piyanonun benim için ayrı bir yeri var. Senelerce kimsenin duymadığı belki binlerce farklı melodiyi barındırıyor içinde. Doğaçlama bir proje. Temalar uzun, bazen kısa. Bazen agresif bir kompozisyon beliriyor, bazen belirsiz hayatın anlamını sorgulayan bir tını tüm müziğin de, dinleyenin de üzerini örtüyor. Klasik müzik diye nitelendirilebilir. Bu arada yeni bir albüm ve video geliyor yakında. Kar fırtınası çıktığında kaydettik. https://soundcloud.com/bugrabalci/winter-solo-piano


Bir de albüm:


Piaynist, keyboardist, besteci, sound engineer ve bir albüm yapımında olması gereken ne kadar rol varsa hepsini üstlenerek bir de albüm yaptım. İçinde funk, caz, klasik, Schoenberg için bir tane özellikle, konturpuan sololar, beat müzik öğeleri ve daha da fazlası var. Örneğin Türk müziği motifleri içeren bir solo Rhodes veya kansere yakalanan nişanlım için olan parça Siu Man. Endişe etmeyin, kendisi iyi şimdi. Sertaç Ekiz’in albüm yapım şirketi Sekiz Exclusive etiketiyle çıktı. https://itunes.apple.com/tr/album/with-myself/id765500498


Sürpriz: Beklenmeyen birşeyler...


Okuyucular yazılanları biliyor tabii ki. Bu çok doğal. Çünkü daha da çok yazmak, konuşmak lazım. Bana gelen e-mailler gösteriyor ki gerçek yaşantımla internetteki, zihinlerdeki kimliğim arasında büyük ayrıntılar hep eksik kalmış. Hakkımda yazılanları toplasam ve içerikleri bir cümleye indirgesem “Buğra bir müzisyendir. Sabah kalkıp müzik çalışır. Kafası da karışıktır. Akşama kadar çalışıp. Gece de çalıştıktan belki yazdıktan sonra uyur” gibi garip bir önermeye ulaşılır ancak...

* * *

Tabii ki ben de herkes gibi öncelikle bir ailenin üyesiyim. Örneğin benden çok daha zeki ve yakışıklı bir kardeşim var. Futbol dahisi. Hala hatırlarım o beni kendimle ilgili endişeye sürüklediği anı. Gitar çalması için onu zorladığım bir gündü. Aramızda kalsın ona küçük bir gitar bile almıştım. Öyle inanmıştım ki birini zorla müzisyen yapabileceğime, özellikle bu kişi bir de benimle aynı evde yaşıyorsa… Evet tahmin edersiniz ki sadece “inanmıştım”, artık böyle birşeye inanmıyorum.

* * *

İlk egzersiz eline gitarı yeni alan biri için aslında çok da kolay olmayan sol elde dört parmağın ayrı ayrı perdelere dokunurken sağ el parmaklarının da teli çektiği bir taneydi. “Hadi benim süper kardeşim göster bana nasıl da zeki olduğunu ve tekrar et bu yaptığımı. Biliyorum zor ama sen yaparsın. Şimdi tekrar etmeyi dene benimle beraber…” Ve işte o an olan oldu! Sıkıntılı yüzü futbol çalışmaya gitmek istediğini belgeliyordu. Böylece egzersizi benden once bitirdi. Ama intikam alırcasına bu şaşırtma süreci yetmezmiş gibi bir de gitarı çevirip aynı egzersizi ters pozisyonda tekrarladı – başarıyla! Yüzüme bakıp “Oldu mu abi?” diye sormuştu.

* * *

Merak ediyorsan tabii ki yanıtlarım sevgili okuyucu: Ben o basit egzersizi iki katı hızla çalabilirdim fakat gitarı ne zaman ters tutsam zihnime bir fil otururdu. Değişmedi de. Hala sol elimle çatal kullanamam. Ama kardeşim yapar. Yaptı da. Bir süre sonra sol el becerisini ve ardından sol ayak becerisini çok daha fazla geliştirip ikisini birbiriyle eş kullanabilen bir futbolcu oldu. Ismi Bora. Tıpkı benim yalnızca bir müzisyen olmadığım gibi Bora Balcı da bir futbolcudan fazlası. En başta mükemmel bir okurdur. Sinema ve kitaplar hakkında beni uzun süredir aydınlatır.

* * *

Tekrar bana gelelim... Evet yalnızca bir müzisyen değilim. O zamanlar Sertap Erener’de bas gitar çalan ‘kahramanım’ Murat Ejder’le tanışana kadar da müzisyen olmak istememiştim. Ben bir yazar olmak istiyordum. Dokuz Eylül Dramatik Yazarlık bölümüne hazırlanıyordum aslında. Bu da pek bilinmez. Ama oldu işte. Bunun dışında aslında bir de bilgisayar tutkum vardı. Daha doğrusu bilgisayar tamiri. Eğer o gün okul yoksa sabahtan eğer okul varsa babam Mehmet Balcı’nın şirketine okuldan sonra gidip orda türlü türlü IRQ, I/O, hardware, software sorunlarıyla uzun saatler geçirmek en büyük tutkumdu. Tabii o zamanlar bilgisayar bambaşka bir gizem taşıyordu. MS-DOS. Tam benlik. Bu cümle meraklısına: Copy Con la bat extensionlar yaratıp autoexec.bat, config.sys yardımlarıyla buffer size sorunlarını giderirdim. O zamanlar procedural diller günümüzdeki object-oriented (JavaScript hariç. Örneğin Ruby karışık algorithmler için oldukça net) diller gibi sağladığı kolaylıklara sahip olmadığından programlama pek de beni etkisi altına almamıştı.

* * *

Peki ben niye bu kadar detaya girdim? Cevap kolay... Çünkü bilmenizi istedim... Bilin ki ben yalnızca bir müzisyen değilim. Bu seneyle beraber müzik ve teknolojiyle ilgili bazı çalışmalar yapmaya başladım. Çünkü teknoloji dünyası müzikle ilgili birşeyler yapmayı sever fakat tüm çabaları her ne kadar müsizyenler için olsa da yapanlar müzisyen olmadığından veya problemleri doğru analiz edebilecek yeterli müzikal birikime sahip olmadıklarından ürünlerin bir çoğu emek - zaman orantısı karşısında tatmin etmez bir sonuca sahip.

* * *

Hem kendimi daha da iyi tanıyabilmek hem de müzikseverler için iyi birşeyler yapabilmek adına Co-Partner’ı olduğum Apptinistic isimli şirkette bir iPhone müzik app. üzerine çalışmaya başladım bile. Oldukça yeni bir oluşum. Yakında resmi olarak açılış yapılacak. Merakla bekleyelim.

Beliz Hazan: Hans Zimmer Movie Soundtrack Contest yarışmasına katılmaya nasıl karar verdin? Bu kararından önce Hans Zimmer kimdir diye sorup cevabını senden alsak...

Buğra Balcı: Hans Zimmer bir besteci, film müziği yapımcısı. Gladiator, Hannibal, Pearl Harbor, The Last Samurai, The Dark Knight, Kung Fu Panda, Sherlock Holmes, Inception ve daha da çoğunda imzası var. Tahmin edileceği üzere artık “iyi bir müzisyen ol, gerisini düşünme. Iyi sanat seni yukarıya, istediğin noktalara çeker zaten. Kariyer senindir.” gibi cümleler yerini “iyi müzik öğrenmek için zaman yok. Hemen marketinge başla. Tuhaf, komik birşeyler yap. Insanların ilgisini çek. Sonra ne çalarsan söylersen zaten seni dinleyecekler. Üstüne başına düzgün birşeyler giy şöyle. Bir de yakışıklı / güzelsen tamam. Kariyer senindir” devrindeyiz.

* * *

Hollywood’da film müziği yapmak da işte böyle bir şeyler. Çok süper olmak zorundasın ama bu yetmez. Çünkü çok fazla `çok süper` var. Gözlerimle New York’a gelip bahşiş kutusuna atılanlar için çalan, enstrümanının çok üstlerinde ne insanlar gördüm anlatsam, seni kolundan tutup ışık hızıyla bir anda o insanların gözleri önüne getirsem inanmazsın. Merak etme, ben de inanamıyorum. Hans Zimmer de böyle bir yetenek olabilirdi fakat Stanley Myers isimli bir melek, bir film müziği yapımcısı ona yardım etti. Zimmer de böyle duyulmamış belki yıllarca da duyulamayacak yetenekleri bulmak için bu yarışmayı başlattı.

Beliz Hazan: Yarışma ne zamana kadar devam edecek?

Buğra Balcı: Nisan 19.

Beliz Hazan: Okuyucular nasıl oy kullanabilecek?

Buğra Balcı: Bu adrese girerek: http://www.hanszimmerwantsyou.com/tracks/1314 Bu da benim bestem. Kendisi bir gerçek zamanlamada kaydedilme ürünüdür. Düzeltme, kopyala-yapıştır gibi tekniklere, quantization`a sahip değildir. Beğenip de oylamak istersen dinledikten sonra sağ üst köşedeki VOTE yazan butona tıklayabilirsin. Dinleyen / dinlemeyen, beğenen / beğenmeyen fakat söylediklerimi okumuş sabırlı okuyucuya çok teşekkürler.

Beliz Hazan: Başarılı olacağına gönülden inanıyoruz.

Buğra Balcı: Dinlediğin zaman içinde sana da ait bir şeyler bulabiliyorsan zaten başarılı olmuşum demektir. Ben teşekkür ederim. Benimle paylaşmak istediklerinizi bana yazın lütfen...

Facebook: www.facebook.com/bugrabalciofficial
Web: www.bugrabalci.com
E-mail: [email protected]

Beliz Hazan

Cazkolik.com / 23 Şubat 2014, Pazar

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.